Ekonomi haberleri, borsa haberleri, ekonomi yorumları, sağlık haberleri, siyaset haberleri, altın fiyatları

HABERLER 08/06/2009

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

HABERLER 07/05/2009

Türkiye Shell dünyasında ilk 3’e girdi İstanbul’daki kara çarşaflı şaşırttı
Küresel enerji devi Shell’in Global Perakende Başkan Vekili Josef Waltl, Türkiye’nin en başarılı üç Shell ülkesinden biri olduğunu söyledi ve çok ilginç bir gözlemini de açıkladı. Waltl, “20 yıldır Türkiye’ye gelip gidiyorum. Son ziyaretlerimde İstanbul’da kara çarşaflı bayanları görmek beni şaşırttı. Kara çarşafı Anadolu’da bile görmemiştim” dedi.

100 yıllık geçmişe sahip olan enerji devi Shell’in Global Perakende Başkan Vekili Josef Waltl, performansıyla en başarılı üç Shell ülkesinden biri olan Türkiye’ye 20 yıldır gelip gittiğini belirterek, “Ancak son birkaç yılda, İstanbul caddelerinde gördüğüm türbanlı kadınların sayısındaki artış dikkatimi çekiyor. Son ziyaretlerimde kara çarşaflı bayanları görmek ise beni şaşırttı” dedi.

Diğer kentlerde görmedim

Waltl, Shell’in Türkiye için çok önemli bir ülke olduğunun altını çizerek, “Aradan geçen yıllara baktığımda, Türk toplumunda bir değişim yaşandığını düşünüyorum. Bu değişim iyi mi kötü mü karar veremedim” yorumunu yaptı. Shell olarak Turcas ile çok başarılı bir ortaklığa imza attıklarını vurgulayan Waltl, şunları söyledi: “Bu ortaklık sürecinden dolayı, 2005 yılından beri neredeyse her ay Türkiye’yi ziyaret ediyorum. İstanbul dışında Ankara’da ve başka şehirlerde de bulundum. Ancak kara çarşafı Anadolu’da bile görmemiştim.”

AB’nin size ihtiyacı var

Türkiye’nin dünyadaki en dinamik pazarlardan biri olduğunu söyleyen Waltl, “İniş çıkışlara rağmen en hızlı büyüyen ülkeler arasındaki Türkiye’de arz artığında enerji tüketimi de artacaktır. Türkiye sadece akaryakıt değil, tüm sektörler için yatırım açısından en heyecan verici bir ülke” diye konuştu. Türkiye’nin AB’ye (Avrupa Birliği) üye olacağına inandığını da vurgulayan Waltl, “Çünkü bu Türkiye’den çok, Avrupa’nın yararına olacak. AB’nin Türkiye’nin genç nüfusuna ihtiyacı var” dedi.

Yüzde 24 pazar payı

Türkiye akaryakıt dağıtım sektöründe, 2006 yılında Shell-Turcas ortaklığına imza attıklarını hatırlatan Waltl, çok başarılı ve kárlı bir perakende işi kurduklarını söyledi. Turcas ve Shell birleştiğinde zaten yüksek bir pazar payıyla çalışmaya başladıklarını ve daha sonra da işlerini geliştirdiklerini anlatan Waltl, perakendede yüzde 24’ün makul ve başarılı bir pazar payı olduğunu söyledi.

Gurur duyuyorum

Akaryakıt dağıtım sektöründe operasyonel mükemmellik ilkesiyle hareket ettiklerine dikkat çeken Waltl, şöyle konuştu: “Perakende sektörde insan kaynağı, temizlik ve misafirperverlik büyük önem taşıyor. Türkiye’de yaptıklarımızdan gurur duyuyorum. İstasyonlarımız temiz, insan kalitesi çok iyi ve müşterilerimiz sunulan hizmetten oldukça memnun.”

En iyileri seçmek için 48 ülke İstanbul’a geldi

SHELL Global Perakende Grubu olarak bu yıl Türkiye’de çok önemli bir etkiliği gerçekleştirdiklerini söyleyen Josef Waltl, şunları söyledi: “En iyi bayilerimizin katıldığı etkinliği, bu yıl İstanbul’da düzenliyoruz. 40 farklı dilin konuşulduğu 48 ülkeden en başarılı 850 bayimizi kültür, tarih ve modern yaşamın birleştiği İstanbul’a getirdik. Türkiye’den ise 28 bayimiz katılıyor. Bu yıl üçüncüsü yapılan ’En iyilerin En İyisi’ni seçtiğimiz organizasyonun en büyüğü İstanbul oldu. Daha önce Umman ve Kanada’nın Toronto kentinde yapılan organizasyonda, performans ve hedeflere göre en başarılı bayiyi seçeceğiz.”

Türkler promosyona alışmış, Alman bedava yıkamayı bilmez

TÜRKİYE’de tüketicilerin çok talepkár olduğunu vurgulayan Josef Waltl, şöyle konuştu: “Akaryakıt kalitesi ve miktarı açısından, istasyonun planı, yapısıyla ilgili, ayrıca servis, hizmet kalitesi açısından çok duyarlı. Çoğu istasyonda pompadan kendisi almıyor müşteri, müşteriye hizmet veriliyor. Bu Avrupa’da çok yaygın değil, self servis yaygın. Türkiye’de promosyonlara çok alışkın bir tüketici kitlesi hakim. İstasyonda müşteri hediye, ufak tefek şeyler bekliyor. Araç yıkama da böyle. Bize o kadar tuhaf geliyordu ki. Hatta bir Alman müşteriye sorun; ’benzin alıyorsun aracını da bedavaya yıkatıyorsun, böyle bir şey mümkün mü’ inanamazdı.”

Türkiye, Shell’e heyecan veriyor

DÜNYA genelinde 90’dan fazla ülkede faaliyet gösterdiklerini belirten Josef Waltl, “Shell’in yaklaşık 45 bin akaryakıt istasyonu var. Bu istasyonlarda günde 350 milyon litre akaryakıt satılıyor. Günde 10 milyon müşteri ağırlıyoruz” dedi. En önemli ve başarılı operasyonlardan birinin de Türk pazarında uygulandığını belirten Waltl, şöyle konuştu: “En başarılı olduğumuz ülkelerden biri Türkiye, ilk üçte yer alıyor. Türkiye çok heyecan verici bir ülke. Çünkü pazar çok büyük ve hızla büyüyen bir pazar.”

Türkiye en kárlısı değil

SHELL Global Perakende Başkan Vekili Josef Waltl, “Vergi açısından Türkiye’nin, akaryakıt satışının kárlı bir iş olup olmadığı” yönündeki soru üzerine, Türkiye’nin son 5-10 yılda gelişmekte olan pazarlar içinde en üst sıralarda yer aldığını, perakende akaryakıt satışları açısından en hızla büyüyen ülkelerden biri olduğunu söyledi. Waltl, şöyle konuştu: “Türkiye benzersiz bir pazar, çünkü istasyonların çoğunun bayi mülkiyetinde. Biraz sıra dışı bir durum. Böyle bir ülke de Brezilya. Türkiye’deki kárlılık seviyesi iyi ama istisnai düzeyde değil. Türkiye en kárlı ülke diyemeyiz, işinizi iyi yaparsanız kárlı ama hataya yer yok. Çünkü, çok rekabetçi bir maliyet yapısı var.”
HÜRRİYET  07/05/2009
Mobilyacı Doğtaş’tan Tatlıses’in otellerine 3 milyon liralık haciz
Doğtaş’ın patronu Davut Doğan, İbrahim Tatlıses’ten 3 milyon liralık alacaklarını tahsil edemediklerini söyledi ve “Kuşadası ve Bodrum’daki otellerine haciz koydurduk. Kuşadası’ndaki otelin satışından 1 gün önce 1 milyon TL’lik ödeme yapıldı. 2 milyon TL karşılığında da Bodrum’daki otele haciz koydurduk ve haciz işlemi devam ediyor” dedi.

ŞARKICI İbrahim Tatlıses’in 3 milyon liralık borcunu ödemediği gerekçesiyle Kuşadası ve Bodrum’daki iki oteline Doğtaş Mobilya tarafından haciz konuldu. Doğtaş Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan, Tatlıses’ten alacaklarını tahsil edebilmek için otellerine haciz koydurduklarını söyledi ve “Kuşadası ve Bodrum’daki otellerine haciz koydurduk. Kuşadası’ndaki otelin satışından 1 gün önce 1 milyon TL’lik ödeme yapıldı. 2 milyon TL karşılığında da Bodrum’daki otele haciz koydurduk ve haciz işlemi devam ediyor” dedi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Sektör Meclisi Başkanlığını da yürüten Doğan, Çanakkale’de gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında “İbrahim Tatlıses’in DOĞTAŞ aleyhine açtığı dava”nın sorulması üzerine şöyle konuştu: “Tatlıses aleyhimize açtığı davayı kaybetti. Kendisine yaptığımız işler karşılığında aldığımız çekleri icraya verdik ve şarkıcının Kuşadası ile Bodrum’daki otellerine haciz koydurduk. Kuşadası’ndaki otele 1 milyon TL’lik haciz koydurduk. Satış gününden bir gün önce 1 milyon TL ödendi ve haciz işlemi sona erdi. Yaklaşık 2 milyon TL’lik alacağımız için de Bodrum’daki otele haciz koydurduk ve bu haciz işlemi devam ediyor. Bu otelin satış işlemi de başladı.”

“Tatlıses, Bodurm’daki otelin satış gününden önce ya bize parayı ödemeli ya da otelin satışıyla biz paramızı temin ederiz” diyen Davut Doğan, önce Tatlıses’in kendilerini mahkemeye verdiğini ve ’borcu olmadığını, gecikme olduğunu iddia ettiğini’ anlattı. Doğan şöyle devam etti: “Bizden tazminat da talep etti. Bu talepleri, mahkemece reddedildi. Bodrum’daki otelin bilirkişi raporu çıktı. Ekspertiz raporuna göre 6.5 milyon TL değer tespit edildi. Bu değere itiraz ettiği için karar, mahkeme tarafından inceleniyor. Bir kez daha itiraz hakkı olmadığı için mayıs ayı içinde satış günü bekliyoruz. Otele talip olma konusunda bir kararımız yok ama ben paramızı ödeyeceğini sanıyorum.”

Davut Doğan, Doğtaş olarak her yıl yüzde 50 ile 70 arası büyüyen bir şirket olduklarını söyledi. Doğan, 2009 yılı için de krize rağmen yüzde 10 büyüme hedefi koyduklarını kaydetti. Mobilya sektöründe yüzde 25’lik daralma olmasına rağmen, yılın ilk 4 ayında yüzde 20’lik büyüdüklerini de belirten Doğan, “Kriz süresince işçi de çıkarmadık. Cumartesi de dahil olmak üzere tam kapasite çalışıyoruz” dedi.
 
HÜRRİYET  07/5/2009
Balda garip bir ihracat öyküsü
İzmir’den bal ve zeytinyağı ihracatı yapan Ege NKM AŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Bal Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Başkanı Nedim Kalpaklıoğlu, ihracatını yaptıkları balın bir bölümünü geri çekmek amacıyla başladıkları bürokratik işlemlerin 2 yıllık süreçte tamamlanamadığını öne sürdü.
Kalpaklıoğlu, markalı bal ihracatı konusunda yeni pazarlara girmek için yaptıkları çalışma çerçevesinde 2 yıl önce KKTC’de bir bayiyle anlaşarak bu ülkeye 50 bin liralık bir bağlantıyla bal gönderdiklerini, ancak ürünün kış koşullarında iyi saklanmaması nedeniyle bin 500 kilogramlık bölümünün kristalize olduğunu söyledi.
Kristalize balın ‘kötü bal’ anlamına gelmediğini, bir işlemle tekrar eski haline gelebildiğini kaydeden Kalpaklıoğlu, oradaki bayiyi mağdur etmemek amacıyla, mecbur olmadıkları halde ürünü geri çekerek Türkiye’de eski haline getirip tekrar göndermeye karar verdiklerini dile getirdi.
İzmir Limanı’na geri gelen malın iç piyasaya girerken ithalat muamelesi gördüğünü belirten Kalpaklıoğlu, ürünün yaz aylarına rastlayan nakliye sürecinde uzun süre güneşte bekletilmesi nedeniyle HMF (Hidroksi Metil Furfurol) değerinin Gıda Kodeksinde belirlenen 40 mg/kg sınırının üzerine çıkarak 43 mg/kg’ye yükseldiğini belirtti.
Bunun üzerine incirde aflatoksin sorununun çözümü için yapıldığı gibi Ege Serbest Bölgesi’ne gönderecekleri taze ürünle bu ürünü karıştırıp HMF değerini aşağı çekmek istediklerini kaydeden Kalpaklıoğlu, buna Tarım Bakanlığı Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü’nün uzun bir inceleme sonucunda olumsuz yanıt verdiğini belirtti.
Konuyu izah ettikleri Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in sorunun çözümü konusunda direktif verdiğini belirten Kalpaklıoğlu, Bakan Eker’in yönlendirdiği yetkililerle 9 aylık süreçte 19 kez Ankara’ya giderek görüştüklerini, bir uzmanın olumsuz görüşü nedeniyle sonuçta yine olumsuz yanıt aldıklarını ifade etti.

ATLARA YEDİRME VE DENİZE DÖKME TEKLİFLERİ

Bürokratlara sorunlarını anlatmakta yetersiz kaldıklarını aktaran Kalpaklıoğlu, şunları söyledi:
“O zaman biz bu malı yurt içine sokmamızın mümkün olmadığını anlayıp pes ettik. Ürünün arı yemi yapılması için arıcılara verilmesini istedik. Olumlu yanıt verdiler ancak üniversiteden ‘yem olabilir’ diye rapor istediler. Rapor getirdik, bu rapora güvenmediklerini, TÜBİTAK raporu istediklerini belirttiler. Ürünü ülkeye sokmak için yaptığımız mücadelede harcadığımız para, ürünün değerini aşmaya başladı. Ürünün mahrecine iadesinin de mümkün olmadığını belirttiler. Bunun üzerine balın atlara yedirilmesini hatta denize dökülmesini bile önerdik. Bu öneriler için de rapor getirilmesi gerektiğini ifade ettiler. Ne yapacağımızı şaşırdık.”
Olayı çözmeye çalışırken ürünün gümrükte bekleme süresini aşması nedeniyle satışa çıkarıldığını belirten Kalpaklıoğlu, ihaleye katılmak üzere kendilerinin de davet edildiğini iddia etti.
Kalpaklıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kendi malımızı biz yurt içine sokamadık, bunun mümkün olmadığını gördük. Ancak sonraki süreçte aynı ürünün gümrükte bekleme süresinin dolması nedeniyle ihaleyle satılacağını, üstelik bu ihaleye bizim de katılabileceğimizi belirttiler. Çileden çıkmış bir halde bu satışı durdurmak için kendi ürünümüzü ihbar etmek zorunda kaldık. Yaptığımız HMF ihbarı sonucu ürünün satışı iptal edildi. Sorun halen çözülmüş değil. Biz artık kızma ve ağlama aşamasını geçtik gülüyoruz. Yaklaşık 2 yıldır uğraşıyoruz. Halen İzmir Limanında bekleyen malımızı geri çekemedik. Malımızdan vazgeçtik, yalnızca depo parasının ne kadar çıkacağını
düşünüyoruz.”Bu tip sorunların artık yaşanmamasını umut ediyoruz” diye konuştu.
HÜRRİYET  07/05/2009
Koç: İhracat pazarı açılmadıkça, 2009 karamsar geçer
Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, 2009 yılının ihracat pazarlarında düzelme olmadığı ölçüde karamsar geçeceğini söyledi. Koç, “Kriz ABD’de başladığı, ABD’de sona erecek” yönündeki görüşlere de katılmadığını açıkladı.

KOÇ Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, bu yıla ilişkin beklentilerinin ihracat pazarlarına göre şekilleneceğini ifade ederek, “2009 yılı aslında ihracat pazarlarımızda düzelme olmadığı ölçüde karamsar geçecektir” dedi.

Başladığı yerde bitmez

Marmara Grubu Vakfı’nın düzenlediği 12’inci Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin açılışında yaptığı konuşmada, yaşanan küresel ekonomik krize değinen Rahmi Koç, şu an krizin daha ne kadar yayılacağı ve süreceğinin kestirilemediğini söyledi. Kimilerinin krizin ABD’de başladığını, ABD’de sona ereceğini düşündüğünü dile getiren Koç, “Ben böyle olduğu kanaatinde değilim” dedi.

Ciddi daralma yaşanıyor

Güvenin geri kazanılmasının önemine vurgulayan Koç, 2012 yılında toparlanmanın başlayabileceğinin düşünüldüğünü, bazılarının ise eski güzel günlere dönülemeyeceği görüşünde olduğunu aktardı. Türkiye’nin son yıllarda kalkınmakta olan önemli bir pazar olarak ortaya çıktığını hatırlatan Koç, “Küresel ekonomide Türkiye’nin de mevcut krizden etkileneceğini söylemek gerekiyor. Geçen yıldan bu yana ciddi anlamda daralma yaşanıyor. Tüketici güveninde azalma oldu” diye konuştu.

Yeni dengeler zaman alacak

Bankaların 2002 yılında yapılan yeniden yapılanma çalışmalarıyla, krizden pek etkilenmediğini dile getiren Koç, sözlerine şöyle devam etti: “Ekonomideki yavaşlama, sanayideki üretimi ve kapasite kullanımını azaldı. Buradaki aksaklığın ölçüsü herkesi şaşırttı. 2009 yılı aslında ihracat pazarlarımızda düzelme olmadığı ölçüde karamsar geçecek. İş hayatında güven dünya mali piyasalarındaki gelişmelerde yatıyor. Ekonomik, siyasi, sosyal ve diplomatik alanlardaki girişimlere bağlı. Yeni dengelerin kurulması zaman alacak olsa da genç nüfusu olan ülkeler, dünya büyümesini sağlayacak ülkelerdir.”

Potansiyel geçmişte değil gelecekte

TÜRKİYE’nin öneminin artacağını ancak Türkiye’nin 70 milyon genç nüfusu ile avantajlı şartlara sahip tek ülke olmadığını dile getiren Rahmi Koç, Türkiye’nin stratejik konumu ile farklılaştığını anlattı. Koç Grubu olarak 80 yıldır bu pazarda bulunduklarını ifade eden Rahmi Koç, şöyle konuştu: “Rakamlarımız ortada. Biz bu ülkeye, potansiyeline inanarak yatırımda bulunduk. Aynı zamanda başarılı bir uluslararası oyuncu olduk. Türkiye güçlü bir aday olarak 21’inci yüzyılın büyük mimarlarından biri olarak ortaya çıkacaktır. Demokratik reformlara devam edecektir. Potansiyel, yetenek, niyet, sabır, metanet. Bunların hepsi Türk halkında vardır. Bizim potansiyelimiz geçmişte değil, gelecekte.”
 
HÜRRİYET  07/05/2009
Alkim Káğıt cirosunu yüzde 30 artırdı
OFSET kuşe kağıt üreticisi İzmirli Alka Alkim Kağıt, küresel krize rağmen bir önceki yıla göre üretim ve satışlarını artırdığını açıkladı. Krize rağmen işçi çıkarmadıklarını ve üretime ara vermediklerini söyleyen Alka Alkim Kağıt Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ferit Kora, şunları söyledi: “Bu yılın ilk üç aylık döneminde satış miktarımız geçen yıla göre yüzde 20, ciromuz da yüzde 30 artış gösterdi. Geçen hafta yapılan Milli Eğitim Bakanlığı ders kitapları ihalesinden pay alan firmalarla ilk partide 11 bin ton ofset kağıt kontratı imzaladık. Önümüzdeki günlerde ders kitapları ve yardımcı kitaplar ile ilgili toplam miktarı 20-22 bin tona çıkartmayı hedefliyoruz.”
 
HÜRRİYET  07/05/2009
Altınbaş, Dünya Mücevher Konfederasyonu yönetiminde
TÜRK Mücevherciler Birliği Başkanı İmam Altınbaş, Dünya Mücevherat Konfederasyonu (CIBJO) yönetim kuruluna seçildi. İstanbul’da 69 ülkeden sektör temsilcilerinin katılımıyla yapılan Dünya Mücevherat Kongresi’nin son gününde yapılan yönetim kurulu seçimlerinde Altınbaş, 20 kişilik yönetim kuruluna giren ilk Türk oldu. Oy birliği ile CIBJO Yönetim Kurulu Üyeliğine getirilen Altınbaş, şöyle konuştu: “Mücevherin tüm dünyada üretim, dağıtım ve pazarlama standartlarının oluşturulmasında ve sektörün global vizyonun belirlenmesinde artık Türkiye de masada olacak ve karar alıcılarla birlikte söz söyleyecek. İki yıl öncesine kadar bu örgüte üye bile değildik. Dünya genelinde yaklaşık 130 milyar dolarlık ticareti temsil eden CIBJO’ya yeni vizyonu gereği üye olduk.”
 
HÜRRİYET  07/05/2009
Demsa ve Beymen yarıştı Harvey Nichols ’Kanyon’dan taşınmam’ diyeni seçti
Unitim’in lüks mağaza zinciri Harvey Nichols’ın Demsa’ya devri sırasında Beymen’den de teklif aldıklarını söyleyen Harvey Nichols CEO’su Joseph Wan “Unitim Demsa’yı önermişti. Beymen Kanyon’dan taşımayı öngörüyordu. Bunu istemedik. Asıl belirleyici olan da bu oldu” dedi.

DÜNYANIN önde gelen lüks mağaza zincirlerinden Harvey Nichols’ın Türkiye partnerini değiştirirken alışveriş merkezi Kanyon’a bağlılığı dikkate aldığı ortaya çıktı. Harvey Nichols’ın CEO’su Joseph Wan, çok hızlı büyüdüğü için tek markalı mağazacılığa odaklanmaya karar veren Unitim’in Harvey Nichols’ı Demsa’ya devretmeyi önerdiğini, aynı zamanda Beymen’den de teklif aldıklarını söyledi.

Unitim önerdiği için Demsa’ya daha sıcak baktıklarını belirten Wan, “Ayrıca Demsa mağazamızın Kanyon’da devam etmesi gerektiğini söyledi. Beymen’in teklifinde ise gelecekte mağazanın taşınmasının daha iyi olacağı belirtiliyordu. Bu bizim açımızdan kilit bir noktaydı. Kanyon’a çok inandığımız için bu belirleyici oldu” dedi.

İkinci mağaza bekler

Barselona’da düzenlenen, 50’den fazla ülkeden 800 civarında yöneticinin katıldığı en büyük global perakende organizasyonu Dünya Perakende Kongresi’nde sorularımızı yanıtlayan Wan, ikinci mağaza için biraz daha zamana ihtiyaç olduğunu söyledi. “Ekonomik krizle ilgili rahatlama sağlanmadan ve yeni lisansörümüz Demsa ile işleri oturtmadan yeni mağaza açmak doğru olmaz” diyen Wan, İstanbul’la ilgili heyecanını koruduğunu, İstanbul’un performans ve potansiyeline inandığını belirtti. Wan, “İstanbul’a inanmasam kontratı yeni bir şirketle yenilemez mağazayı kapatıp giderdik” dedi.

Unitim hızlı büyüdü

Türkiye’ye gelmeden önce ev ödevlerini çok çalıştıklarını vurgulayan Wan, “Unitim lisansörümüz olurken çok seçici davrandık. İşler çok iyi gitti. Oldukça profesyonellerdi. İstanbul Harvey Nichols çok önemli bir dizayn ödülü bile aldı” dedi. Unitim’in Harvey Nichols’ın ardından lüks kategorisine yöneldiğini Hakkasan ve Polo Ralph Laurent gibi markaları da Türkiye’ye getirdiğini belirten Wan şunları söyledi: “Diğer moda markalarına lüksü de eklediler. Çok hızlı büyüdüler. Bu kadar hızla büyürken global krizin çıkması Unitim üzerinde baskı yarattı. Nakit akışında sıkıntı çıktı. Stratejilerini yenilerken bize karşı son derece şeffaflardı. Bizi de çağırdılar ve artık mono-brand (tek markalı) mağazacılıkta ilerlemeye karar verdiler. Ben de bu kararı yerinde buldum.”

Doğru çözüm geldi

Her şeyi yapmaya çalışmanın herkesi sıkıntıya sokacağını dile getiren Wan, Unitim’in Demsa’yı yeni lisansör olarak önererek, herkes için doğru olacak bir çözüm önerdiğini belirtti. Wan, Demsa konusunda değerlendirme yapmak için erken olduğunu ancak şu ana kadar gösterdikleri performanstan memnun olduklarını söyledi.

Global ekonomik krize kadar her şey iyi gitti

HARVEY Nichols İstanbul’un ekonomik krize kadar çok iyi performans gösterdiğini belirten Joseph Wan, “Paris, Londra, New York her yer ve herkes krizden etkilendi. Elbette İstanbul’da etkilendi. İngiltere dışında krizden en çok etkilenen mağazamız kriz başında açtığımız Jakarta mağazası. En iyi olan ise Dubai mağazası” diye konuştu.
 
HÜRRİYET  07/05/2009
GİSAD’dan Morgan Stanley’e 200 milyon euro’luk dava
GİSAD Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Özdoğan, krizle birlikte kredilerini geri çağıran ve çalıştığı firmalara, ‘GİSAD iflas etti’ diyerek faks çeken Morgan Stanley’e 200 milyon euro’luk dava açtı
 Hukuk ve ticaret dışı haksızlığa uğradıklarını söyleyen Özdoğan, manevi tazminat davası da açacaklarını belirtti. Özdoğan şunları söyledi:
“Morgan Stanley’e biz gitmedik, onlar bize geldi. 3 anlaşma yaptık. Krizle birlikte kendisine ödeme yapmadığımız gerekçesiyle, hem kredileri geri çağırdı hem de çalıştığımız firmalara iflas ettiğimizi içeren bir faks yolladı. Biz hesaplarımızı açtık ‘Gelin konuşalım’ dedik. Ama onlar gayri hukuki yol seçti.”
‘74 milyon lira faiz ödedik’
İlk ödeme tarihi olan 5 Ocak’tan önce 74 milyon lira faiz ödediklerini ifade eden Özdoğan, “Diğer ödememiz 5 Nisan’daydı ama Morgan Stanley, 27 Ocak’ta kredi ödememizi yapmadığımız gerekçesiyle iflasımızı açıkladı” dedi. Özdoğan şu bilgileri verdi:
“Anlaşma gereği, vade tarihine kadar ortak havuz hesabında ödeme tutarı kadar para olması gerekiyor. 6 Şubat’ta havuz hesabında 540 bin pound vardı. Ancak, onlar nisana kadar süre olmasına rağmen havuzda para olmadığını ifade ederek bunu ikinci bir iflas gerekçesi olarak gösterdi.”
Özdoğan, “Türk üreticilerin hakkı olan para 2 aylık çalışmalarımız sonucunda yerini buldu. Gerçekleşen 402.5 milyon dolarlık tahsilatın yanı sıra yurt dışından Türkiye’ye gelmesi gereken 1.5 milyon dolar para kaldı” diye konuştu.
 
MİLLİYET  07/05/2009
Konut kredisinde hayat sigortası şartı kalkıyor
Tüketicinin korunmasıyla ilgili kanun taslağına göre, tüketici ve konut kredileri sözleşmelerinin imzalanması aşamasında hayat sigortası gibi isteğe bağlı sigortaların yaptırılması zorunlu tutulamayacak. Ayrıca mevsim sonu indirimli satışlar, 15 Ocak-1 Mart ve 15 Temmuz-1 Eylül tarihleri arasında yapılacak. Taslak, Bakanlığın internet sitesinde Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün imzasıyla yayımlandı.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da değişiklik içeren tasarı Başbakanlığa sevk edildi. AB müktesebatına tam uyum sağlanması için yapılan değişikliklere göre açık ayıpta 30 günlük ihbar süresi kaldırıldı. Tüketici, 2 yıllık zamanaşımı süresi boyunca ayıbı tespit ettiği anda seçimlik haklarını kullanabilecek. Ancak, ilk 6 ayda, satıcının malın ayıplı olmadığını, 6 aydan sonra ise tüketicinin malın ayıplı olduğunu ispatlaması zorunluluğu getirildi. İkinci el satışlarda satıcının ayıplı maldan sorumluluğu en az bir yıl olacak. Tüketiciye kredi sözleşmesi kurulmadan en az bir gün önce sözleşme öncesi bilgi formu verilmesi zorunluluğu getirildi. Tüketiciye, kredi sözleşmesinden 14 gün içinde cayma hakkı tanındı. Sözleşmede belirtilmek suretiyle tüketici kredilerinde faiz oranı sabit, değişken veya aynı kredi için her iki yöntem esas alınarak belirlenebilecek. Ön ödemeli sözleşmelerde tüketiciye 14 gün içinde sözleşmeden cayma hakkı tanındı. Kapıdan satış yapan firmaların en az 50 bin TL sermayeli olması koşulu getirildi. Kredi kartlarından yıllık ücretin 3 yılda bir alınacağına ilişkin düzenleme yapıldı. Kart ücretlerinin azami tutarı ise Merkez Bankası tarafından belirlenecek. Ürün üzerindeki açıklayıcı bilgilerin de Türkçe olması zorunlu hale getiriliyor. Tüm radyo televizyon kuruluşlarına tüketiciyi eğitici ve bilgilendirici programlar yapma zorunluluğu getirildi.
ZAMAN  07/05/2009
Bank Asya’nın kârı tahminleri aştı
Bank Asya, yılın ilk çeyreğinde önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 41 artışla 52,7 milyon lira net kâr elde etti. Asya Katılım Bankası AŞ’nin 31 Mart 2009 tarihli konsolide olmayan malî tabloları İMKB’de yayınlandı.
Bankanın, ekonomide devam eden olumsuz gelişmelere rağmen 2009 yılında da kârlı bir şekilde büyümeye devam ettiği ifade edilen şirket açıklamasında, Bank Asya’nın 2008 yılı ilk 3 ayında 37,3 milyon lira olan net kârının, bu yılın aynı döneminde yüzde 41 artışla 52,7 milyon liraya yükseldiği kaydedildi. Yıl sonuna göre Bank Asya’nın öz kaynaklarının yüzde 4 artışla 1,457 milyon liraya, aktif toplamının yüzde 13 artışla 9,120 milyon liraya, cari ve katılma hesapları yoluyla topladığı fonların da yüzde 16 artışla 6,787 milyon liraya yükseldiğine işaret edilen açıklamada, bankanın nakdî krediler toplamının 6,672 milyon lira, gayri nakdî krediler toplamının ise 9,615 milyon lira olarak gerçekleştiği ifade edildi. Açıklamada, Bank Asya’nın aynı dönem içinde şube sayısının 149 ve personel sayısının da 3 bin 812 kişi olduğu bildirildi.
İş Yatırım, Bank Asya’nın 1. çeyrek kârı ile ilgili yaptığı değerlendirmede kârın piyasa beklentilerinin üzerinde olduğunu belirtti. Yapılan değerlendirmede beklenenden yüksek gelen net kâr payı ve kur farkı gelirlerinin beklentilerin sapmasının ardındaki temel nedenler olarak görülebileceği ifade edildi. Katılım bankasının ‘DIT’ kartı, bu yıl ilki düzenlenen ‘Visa Avrupa 2009 En İyi Kart & Ödeme Sektörü’ yarışmasında ödül almıştı.
ZAMAN  07/05/2009
Milli Piyango bugün ihaleye çıkıyor
Milli Piyango İdaresine ait şans oyunlarının özelleştirilmesi ihalesinde, nihai pazarlık görüşmesi bugün yapılacak. Talih Kuşu özelleştirmesinde 2 grup teklif verdi. Bu gruplar, DAF Araştırma Geliştirme AŞ (Doğuş Holding/Alarko Holding/Fina Holding) - OPAP-S.A. ortak girişim grubu ve Şans Oyunları Yatırım Yatırım Holding AŞ oldu.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Talih Kuşunun, “şans oyunları lisansının 10 yıl süreyle verilerek özelleştirilmesine” ilişkin ihalede, nihai pazarlık görüşmesi saat 14.00′de gerçekleştirilecek. Milli Piyango’nun özelleştirilmesi süreci, “Şans Oyunları Lisansının Verilmesi, Lisansa Konu Faaliyetlerin Düzenlenmesi ve Denetlenmesi Hakkında Yönetmeliğin” 15 Ekim 2008 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla başladı. Söz konusu Yönetmelikle, özelleştirmeye ilişkin hukuki altyapı tamamlandı ve 5 Kasım 2008′de ihaleye çıkıldı. Milli Piyango özelleştirmesinde teklif verme süresi de 15 Nisan 2009 tarihinde sona erdi.
Talih Kuşu özelleştirmesinde 2 grup teklif verdi. Bu gruplar, DAF Araştırma Geliştirme A.Ş. (Doğuş Holding/Alarko Holding/Fina Holding) - OPAP-S.A. ortak girişim grubu ve Şans Oyunları Yatırım Yatırım Holding AŞ oldu. Turkcell’in sahip olduğu Turktell tarafından kurulan Şans Oyunları Yatırım Holding’de Tepe Grubu yer aldı.
İhalede ön yeterlik başvurusunda bulunan Doğan Şirketler Grubu Holding A.Ş - Lottomatica S.P.A Ortak Girişim Grubu ise daha sonra konjonktürün uygun olmaması nedeniyle teklif vermeyeceğini açıkladı.
Aynı şekilde ön yeterlilik başvurusunda bulunan, Österreichische Lotterien Gesellschaft m.b.H, Intralot S.A. Integrated Lottery Systems and Services (Intralot A.Ş-Şans Oyunları Entegre Bilişim Sistemleri ve Hizmetleri) de Piyango özelleştirmesinde teklif vermedi
REFERANS  07/05/2009
TMO, 102 bin ton fındık satıp 130 milyon lira zarar etti
Stoklarındaki fındığı eritmek amacıyla iç satışlarını artıran ve satışlarını 60 bin tondan 102 bin tona çıkaran Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), bu nedenle 130 milyon lira zarar etti.
TBMM KİT Komisyonu’nda dün, TMO’nun 2007 yılı hesapları görüşülerek ibra edildi. TMO Genel Müdür Vekili Mesut Köse, 2008-2009 kampanya döneminde 27.5 bin ton hububat, 632 bin ton mısır, 501 ton çeltik, 9 bin 849 ton haşhaş ve 367 bin ton fındık alındığını, üreticilere toplam 1 milyar 873 milyon lira ödeme yapıldığını söyledi. Bu dönemde alım bedellerinin ödenmesi ve ithalatın finansmanı amacıyla 400 milyon dolar yurt dışından, 400 milyon lira yurt içinden kredi kullandıklarını, ayrıca 1.6 milyar lira Hazine’den kaynak sağlandığını açıklayan Köse, Türkiye’deki hububat pazarlama altyapısının güçlendirilmesi, arzın zamana yayılması için, lisanslı depoculuk sisteminin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
2008 ürünü fındığın TMO’ya ortalama maliyetinin 4.82 lira olduğunu ve şimdiye kadar iç piyasaya 102 bin ton ürün sattıklarını söyleyen Köse, bu nedenle karşılaştıkları zararın 130 milyon lira olduğunu açıkladı.
Köse, “Dünyada yıllık fındık talebi, 500 bin ton. 100 bin ton da iç talebi düşünürseniz 600 bin tonun üzerindeki fındık üretimi arz fazlası demektir. Stoklarda 3 yıl tutulan fındık, normal olarak sanayide tüketilebiliyor. Şu anda 67.5 bin ton fındık yağa dönüştürülecek. Önümüzdeki üretim döneminde fındık üretiminin 450 bin-500 bin ton arasında gerçekleşeceği tahmin ediliyor. TMO’nun elindeki fındığa talebin artmasını bekliyoruz. Ancak, 600 bin ton fındığın tamamını satıp depoları süpürmenin mümkün olacağını sanmıyorum” dedi.
Stoklarındaki fındığı eritmek amacıyla iç satışlarını artıran ve satışlarını 60 bin tondan 102 bin tona çıkaran Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), bu nede…
REFERANS  07/05/2009
 
ING’de kredi satan birimler, artık batık kredi takibine yöneldi
Kriz öncesinde kredi satışı yapan departmanların artık takibe yönelik çalıştıklarını belirten ING Bank Genel Müdürü Hakan Eminsoy, varolan yapılanmalarının dışına çıkmak zorunda kaldıklarını söyledi.
 
Krizle birlikte sorunlu kredilerinde yaşanan artış bankaların kredi departmanlarının mevcut yapılanmalarını da değiştirdi. Sorunlu kredilerin takibiyle ilgili mevcut yapılanmanın dışına çıkmak zorunda kaldıklarını belirten ING Bank Genel Müdürü Hakan Eminsoy, kriz öncesinde kredi satışı yapan departmanların artık kredi takip ve toplamaya yönelik çalıştıklarını söyledi.
Krizin hızlı gelmesi ve çabuk derinleşmesinin sorunlu kredileri artırdığına dikkat çeken Eminsoy, “Kredi pazarlamasından sorumlu olan departmanlarımızı tahsilatlarda problem oluşması nedeniyle takip ve toplama kısmına yönelttik” diye konuştu. Konutta problemli kredi miktarının çok yüksek olmadığını ifade eden Eminsoy, “Buna karşılık küçük işletmeler ile kredi kartları kısmında sorun yüksek. Büyük şirketlerin sorunlu hale dönüşmüş kredileri daha az” diye konuştu.
 
KGF herkesi kapsamalı
Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) bir an önce hayata geçmesini istediklerini ifaden eden Eminsoy, “Ancak tartışmalı olan kısımlar var. Mesela Kredi Garanti Fonu, problemli müşteriye de garanti verecek mi. Bu ülkenin hem vatandaşı hem bir bankacısı olarak vermek durumunda olduğunu kanısındayım. Bu fon, kucaklayıcı olmalı” dedi. Bankaların ilk çeyrek kârlarının iyi geleceğine inandığının da altını çizen Eminsoy, bu durumun sürdürülebilir olmadığını da kaydetti.
 
2009 beklenenden iyi
Nisan 2009 itibari ile mortgage kredi bakiyelerinin 2008 yılı sonuna göre yüzde 6,6 büyüdüğünü belirten Eminsoy, “Aynı dönemde sektör ise binde 3 küçülme yaşadı. Yine de 2009′un ilk üç ayı hem bizim, hem de sektör açısından da iyi geçti. Faizlerdeki hızlı düşüş bizi rahatlattı. Ayrıca bu durum geçen yılın etkilerinden de korudu” dedi. 2009 yılının başlarında bankaların krediler konusunda biraz tereddütlü davrandığına dikkat çeken Eminsoy, “Ancak iyileşmenin başlamasıyla birlikte sektör de hareketlendi. Kredi kullandırmada öncelik gelir ve teminat. Bu konuda şikayetlerin gelmesi normal, çünkü hiç birşey eskisi gibi değil” dedi. Uzun vadeli ve TL cinsi teminatlara önem verdiklerine dikkat çeken Eminsoy, “Beklentimizin aksine yıl olumlu başladı. İlk çeyrekte, toplam kredi hacmimiz 11 milyar TL’ye geldi. Mortgage kredilerinde sektörde bazen 5. bazen de 6. sırada yer alıyoruz” diye konuştu.
Eminsoy, Türkiye’de uzun vadede pazar payının ikiye çıkarılması hedefini kriz nedeniyle gözden geçirebileceklerini vurguladı. Konut finansmanının ING’nin iyi bildiği bir iş olduğunu belirten Eminsoy, “Öyle ya da böyle biz bu ürüne odaklanacağız. Sektör küçülürken biz yüzde 6′nın üzerinde büyüdük” dedi.
 
Emlakçılar finansman yapacak
Mortgage kredilerin kapsamında emlakçıların bankacılık sektörü ile olan ilişkilerine de değinen Eminsoy, “Bugün emlakçı dediğimiz insanlar, yakında tüketiciyi finansmanla ilgili de yönlendirecek. Konutta da otomobilde olduğu gibi finansal ürünün satışı aynı ortamda gerçekleşebilir” dedi.
Tüketcinin konut fiyatına daha hassas davrandığını belirten Eminsoy, konut fiyatlarında normal seviyelere gelindiğini söyledi. Fiyatların biraz değerinin altına indiğini ifade eden Eminsoy, “Stok eriyene kadar fiyatların artması gecikebilir. Bunun bir yıl sürmesi mümkün. Konut fiyatlarında yaklaşık bir yıl fiyat artışı beklememek lazım” dedi. Merkez Bankası faiz oranlarını düşürmesine karşın, bankaların faiz düşürmesindeki gecikme nedenlerinden de bahseden Eminsoy, bankaların riskinin daha fazla olduğunu söyledi. Merkez Bankası faiz indiriminin çok kısa vadeli ve yüksek teminatlı olduğunu, bankaların uyguladıkları faiz oranlarının ise daha uzun vadeli ve teminatın daha zayıf olduğunu ifade eden Eminsoy, “O nedenle gecikmenin olması normaldir. Para piyasasındaki hareket, kısa sürede reel sektöre yansımayabilir. Ancak bu yansımadaki gecikmenin bir diğer nedeni, küçük işletmelerde yaşanan mali sıkıntıdan da kaynaklanıyor. Kredi riskleri yüksek seyrediyor” dedi.
 
 
Mortgage Zirvesi’nin ilkini düzenledi
 
ING Bank Türkiye, bu yıl ilk kez düzenlediği ING Bank Türkiye Mortgage Zirvesi ile emlak sektörünün profesyonellerini, emlak danışmanlarınını ve acenteları biraraya getirdi. Zirveyi, gayrimenkul sektörüne biraz daha belirginlik kazandırmak amacıyla düzenlediklerini ifade eden ING Bank Genel Müdürü Hakan Eminsoy, bugüne kadar Türkiye’de gayrimenkul sektörünü oluşturan kurumların, bireysel yapılar olarak kaldığını söyledi. Eminsoy, krize karşın mortgage konusundaki yatırımlarını, desteklerini değiştirmediklerini ve değiştirmeyeceklerini belirtti.
 
REFERANS  07/05/2009
Çukurova’nın temyiz başvurusu reddedildi
Pamukbank’a el konulmasından bu yana sahiplik sorunu çözülümeyen Türkiye’nin GSM devi Turkcell’de yeni bir belirsizlik daha doğdu. Çukurova Holding’in, Rus Alfa Grubu’nun Cukurova Telekom Holdings Limited’e (CTH) ait hisselere el koyma girişimine karşı yaptığı temyiz başvurusu, Birleşik Krallık’ın Privy Council Yüksek Mahkemesi tarafından reddedildi. Çukurova Grubu’na 3.3 milyar dolarlık finansman sağlayan Rus Alfa Grubu, ödemelerin zamanında yapılmadığı gerekçesiyle Çukurova aleyhine dava açarak, teminal olarak aldığı Çukurova Telekom’daki hisselerin kendisine verilmesini talep etmişti. Turkcell tarafından önceki gün yapılan açıklamada, Privy Council Yüksek Mahkemesi’nin, Alfa’nın teminat olarak elinde tuttuğu ve mülkiyeti Çukurova’ya ait olan CTH hisselerine el koymak için yaptığı işlemlerin, şayet ilerde Alfa’nın söz konusu teminata el koyma hakkının bulunduğu tespit edilecek olursa, usulu açıdan geçerli olacağını belirttiği ifadie edildi. Açıklamada, “Bu durumda, British Virgin Adaları nezdinde görülecek davanın esası açısından bekletici mesele olan bu husus sona ermiş olup, davanın esasının görülmesine başlanacaktır. Çukurova’nın kredi sözleşmesi altında herhangi bir temerrüdü olmayıp, davanın esasına yönelik duruşmalarda da Alfa’nın CTH hisselerine kötü niyetle el koyma girişimine karşı tüm gerekli adımlar atılmaya devam edilecektir” denildi.
 
Temerrüde karar verilecek
Virgin Adaları nezdinde görüşülecek davanın esası açısından bekletici unsur olan bu konuda karara verilmaş olmasıyla, davanın esasının görülmesine başlanarak, Çukurova’nın temerrüdü bulunup bulunmadığına karar verilecek. Çukurova, herhangi bir temerrüdü olmadığını, Alfa’nın CTH hisselerine el koyma isteğinin böyle bir iddiaya neden olduğunu iddia etmişti. Turkcell İletişim’in yüzde 51′ini elinde bulunduran Turkcell Holding’in ortaklarından Çukurova Grubu 2005′te Alfa ile yaptığı anlaşma ile toplam 3.3 milyar dolarlık bir finansman temin etmişti. Bu finansmanın 1.7 milyar dolarını Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na Pamukbank’tan kaynaklanan borçlarını kapatmakta kullanan Çukurova, 1.6 milyar dolarlık kaynak karşılığında da o zaman Yapı Kredi’de bulunan yüzde 13,2 hisseyi alıp, daha sonradan Alfa’nın Altimo birimine devretmişti. Turkcell Holding’in yüzde 52,91′ine Çukurova Telecom Holding, yüzde 47,09′una da TeliaSonera sahip bulunuyor. Çukurova Telecom Holding’in yüzde 51′ine Çukurova Finance International ve yüzde 49′una da Alfa Telecom Turkey şirketleri sahip bulunuyor. Turkcell’de Altimo’nun yüzde 13,2′lik payının yanı sıra doğrudan ve dolaylı olarak TeliaSonera’nın yüzde 37, Çukurova’nın yüzde 13,5, MV Holding yüzde 2,3 paya sahip bulunuyor. Şirketin yüzde 34′ü halka açık bulunuyor.
REFERANS  07/05/2009
Kredi şartlarında sıkılaşma bekleniyor

TCMB Beklenti anketi sonuçları Bankaların kredi standardlarında sıkılaştırmanın önümüzdeki dönemlerde de devam etmesini beklediklerini ortaya koydu.
Merkez Bankası tarafından hazırlanan “Banka Kredileri Eğilim Anketi” sonuçlarına göre, bankaların Nisan-Haziran 2009 dönemine ilişkin beklentileri başta uzun vadeli krediler olmak üzere, yine tüm kredi türlerinde standartların sıkılaştırılacağı, ancak sıkılaştırma oranlarında bir gevşeme gözleneceği yönünde oldu.
Merkez Bankası tarafından hazırlanan 2009 yılı Ocak-Mart dönemine ilişkin “Banka Kredileri Eğilim Anketi” sonuçları açıklandı.
Buna göre, işletmelere verilen kredilere uygulanan standartları sıkılaştırma yönündeki eğilimin güçlenerek sürdüğü ve tüm kredi türlerinde standartların beklentilerin oldukça üzerinde bir oranda sıkılaştırıldığı görüldü.
2009 yılının ilk çeyreğinde bankaları standartları sıkılaştırmaya yönelten en etkili faktörler, 2008 yılı son döneminde olduğu gibi, endüstri ya da firmalara ilişkin görünüm ile genel ekonomik faaliyetlere ilişkin beklentiler oldu. Daha önceki dönemlerde standartların sıkılaştırılmasında belli bir ağırlığa sahip olan diğer bankaların rekabeti faktörünün öneminin bu dönemde oldukça azaldığı gözlendi.
İşletmelere verilen kredilerin koşul ve kurallarını 2008 yılı boyunca sıkılaştırmaya devam eden bankaların bu eğilimi 2009 yılının ilk çeyreğinde de sürdü. Ancak bankaların koşul ve kuralları, özellikle vade koşullarını geçen döneme göre daha az sıkılaştırdıkları, krediler üzerindeki kar marjını da önceki dönemlere göre daha az artırdıkları görüldü.
İşletmelere verilen krediler
2008 yılının üçüncü çeyreğinde yavaşlamakla beraber tüm yıl boyunca artış gösteren işletmelere verilen kredi talebinde, Ocak-Mart 2009 döneminde ilk kez düşüş yaşandı. Genel talepteki düşüşün asıl kaynağı uzun vadeli kredilere yönelik talepteki azalış oldu.
Diğer kredi türlerinde ise talep artışı gözlendi ve özellikle geçen dönemde düşmüş olan küçük ve orta ölçekli işletmelere verilen kredilerde bu dönem beklentilerin çok üzerinde bir artış gerçekleşti.
Nisan-Haziran 2009 dönemine ilişkin beklentiler, genel olarak ve uzun vadeli kredilerde talepteki azalmanın, diğer kredi türlerinde ise talep artışının süreceği yönünde. İşletmeler bu dönemde en fazla borcun yeniden yapılandırılmasına bağlı olarak ortaya çıkan finansman ihtiyacı nedeniyle kredi talebinde bulundu.
Bireysel krediler
Bireysel kredilere uygulanan standartlar açısından, 2008 yılı son döneminde önemli oranlarda artan sıkılaştırmanın, azalarak da olsa bu dönemde de tüm bireysel kredilerde devam ettiği görüldü.
Bu dönemde standartlarındaki sıkılaştırma oranı beklentilerin altında kalan tek kredi türü konut kredileri olurken, bankalarca gelecek dönem için de yine en az konut kredileri standartlarının sıkılaştırılması beklenmekte.
Konut kredilerinde daha önce standartların sıkılaştırılması yönünde etkisi olan rekabet baskısının bu dönemde kalktığı, genel ekonomik faaliyetlere ilişkin beklentiler ile emlak piyasasına ilişkin beklentilerin yine sıkılaştırmada en etkili faktörler olduğu gözlendi.
Taşıt kredilerinde sıkılaştırma yönündeki baskı geçen döneme göre hafiflerken, genel ekonomik faaliyetlere ilişkin beklentilerin sıkılaştırıcı etkisi yarı yarıya azaldı.
Diğer bireysel kredilerde de geçen dönem tüm bankalarca sıkılaştırmanın en önemli nedeni olarak bildirilen genel ekonomik faaliyetlere ilişkin beklentiler ile tüketicilerin kredi itibarına bankalarca bu dönemde sıkılaştırma anlamında daha olumlu yaklaşıldığı görülmekte.
Tüm kredi türlerinde kredilere uygulanan koşullarda sıkılaştırma sürmekte ancak koşulların çoğu geçen dönemdeki kadar ağır değil.
2008 yılının son döneminde yaşanan tüm bireysel kredi türlerindeki şimdiye dek gözlenen en büyük talep daralmasının ardından, 2009 yılı ilk çeyreğinde taşıt kredileri ile diğer bireysel kredilerde talep azalışındaki ivme oldukça yavaşladı ve talepte beklentilerin altında bir düşme gözlendi.
Konut kredilerinde ise beklentilerin aksine, 2008 yılı boyunca gözlenen düşüşün ardından ilk kez bu dönemde talepte artış kaydedildi. Konut piyasasına ilişkin  beklentilerin bu dönemde eskisi kadar talebi azaltıcı etkisi kalmadı.
DÜNYA  07/05/2009
Anadolubank ev kredilerinin ilk yılında yüzde 0.99 faiz alacak

Banka, beş yıl vadeli kredide ilk yıl yüzde 0,99 olan faiz oranı, sonraki yıllarda yüzde 1,34 olarak sabitleyeceğini açıkladı
Anadolubank, “Fırsat Konut Kredisi” ile beş yıl vadeli kredide ilk yıl yüzde 0,99 faiz oranıyla düşük taksitli ödeme imkanı sundu.
Anadolubank’tan yapılan açıklamaya göre, beş yıl vadeli kredide ilk yıl yüzde 0,99 olan faiz oranı, sonraki yıllarda yüzde 1,34 olarak sabitleniyor.
Anadolubank Perakende Bankacılık ve Hazine Genel Müdür Yardımcısı Recep Atakan, yeni krediyi, “Yatırım amaçlı, uygun fiyatlı konut almak isteyenler ve ilk yıl aylık taksitlerini düşük ödemeyi tercih edenler için, Fırsat Konut Kredisi tam bir fırsat. Konut kredisi ürünlerimizle ev hayallerini gerçeğe dönüştürmekten büyük mutluluk duyuyoruz” şeklinde değerlendirdi.
Fırsat Konut Kredisi ile 5 yıl vadeli, 60 bin lira tutarında kredi kullanıldığında, ekspertiz dahil toplam dosya masrafı için 2 bin 120 lira ödenirken, aylık toplam faiz oranı yüzde 1,42, yıllık toplam maliyet oranı ise yüzde 17,09 olarak gerçekleşiyor.
DÜNYA  07/05/2009
Kapanan şirket sayısı 4 ayda yüzde 2,25 azaldı

Nisan ayında geçen yılın aynı ayına göre kapanan şirket sayısı yüzde 0,71 azaldı
Türkiye’de, bu yılın Ocak-Nisan döneminde, yeni kurulan şirket sayısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29,26, kapanan şirket sayısında ise yüzde 2,25 azalma oldu.    
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin ”2008 ve 2009 Yılları Nisan Ayı ve (Ocak-Nisan) Dönemi Kurulma, Tasfiyeye Girme ve Kapanma İstatistikleri”ni açıkladı.    
Buna göre, geçen yılın ilk 4 ayında 20 bin 45 olan yeni kurulan şirket sayısı, bu yılın aynı döneminde yüzde 29,26 oranında gerilemeyle 14 bin 179′a düşerken, kapanan şirket sayısı da 4 bin 6′dan yüzde 2,25 azalışla 3 bin 916′ya geriledi.    
Ocak-Nisan döneminde yeni kurulan kooperatif sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 41,82 düşüşle 338′e, gerçek kişiler tarafından kurulan ticari işletmelerin sayısı da yüzde 14,93 gerilemeyle 15 bin 970′e indi.    
Aynı dönemler karşılaştırıldığında tasfiye edilen şirket sayısı yüzde 16,52 artışla 4 bin 287′den 4 bin 995′e çıkarken, tasfiye edilen kooperatif sayısı da yüzde 17,67 gerilemeyle 713′den 587′ye düştü.    
Bu yılın Nisan ayında geçen yılın aynı ayına göre yeni kurulan şirket sayısı yüzde 24,22 gerilemeyle 4 bin 575′den 3 bin 467′ye, kooperatif sayısı yüzde 54,55 gerilemeyle 165′den 75′e, gerçek kişiler tarafından kurulan ticari işletmelerin sayısı da yüzde 25,08 düşmeyle 4 bin 613′den 3 bin 456′ya düştü.    
Nisan ayında bir önceki yılın Nisan ayına göre kapanan şirket sayısı yüzde 0,71 azalışla 709′dan 704′e, gerçek kişiler tarafından kurulan ticari işletmelerden kapanmak zorunda kalanların oranı yüzde 45,04 azalışla 4 bin 740′dan 2 bin 605′e düştü. Kooperatif sayısı ise yüzde 20,56 artışla 107′den 129′a çıktı.
Nisan ayında bir önceki yılın söz konusu ayına göre tasfiyeye giren şirket sayısı yüzde 19,04 artarken, kooperatif sayısında ise yüzde 14,51 düşme gözlendi.
DÜNYA  07/04/2009
Piyasalarda ’stres’li bekleyiş
Yarın açıklanması beklenen ABD banka stres testi sonuçları öncesinde dolar iç piyasada 1.57′nin üzerine çıktı.
Yarın açıklanması beklenen ABD banka stres testi sonuçları öncesinde Bank of America’nın 34 milyar dolar ek sermayeye ihtiyaç duyduğu yönündeki gelişmelerle global piyasalarda yaşanan kayıplara paralel dolar/TL güne hafif yükselişle 1.5690 TL ile başladı.

İstanbul serbest piyasada kapanış saatlerinde doların satış fiyatı 1e5720 liraya yükselirken, euro’nun satış fiyatı 2.0880 liraya geriledi.

Piyasanın kapanışı itibariyle Kapalıçarşı’da 1.5660 liradan alınan dolar 1.5720 liradan, 2.0830 liradan alınan euro ise 2.0880 liradan satılıyor.

Serbest piyasada önceki kapanışta 1.5660 lira olan dolar güne 1.5730 liradan, 2.0950 lira olan euro güne 2.0850 liradan başlamıştı.

BORSA, YÜZDE 2,13 DAHA YÜKSELDİ

İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB) işlem gören hisse senetleri günlük bazda ortalama yüzde 2,13 oranında değer kazandı.

Böylece endeks üst üste son 5 işlem gününü de artışla tamamlamış oldu. Endeksteki son beş günlük artış oranı yüzde 15,51′e ulaştı.

İMKB Ulusal 100 Endeksi, ikinci seansta 568,65 puan artarak 33.716,92 puandan kapandı. Hisse senetlerinin ikinci seanstaki ortalama değer artışı yüzde 1,72 oldu.

Böylece Bileşik Endeks dünün ardından bugün de 33.000 puanın üstünde kapanış yapmış oldu.
İlk seanstaki 134,04 puanlık artış dikkate alındığında, Borsa endeksi günün tamamında 702,69 puan yükseldi.

Hisse senetleri günlük ortalama yüzde 2,13 değer kazandı.
 
SABAH  07/05/2009
Turcas, kriz çıkınca rafineri izni alamadığına sevindi
Ceyhan ve Petkim’de iki rafineri yapmak için başvuran ancak Ceyhan için izin alamayan Turcas’ın Başkanı Aksoy “Allah’tan…
Turcas Petrol Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Aksoy, Olağan Genel Kurul toplantısında krizin yatırımlarına hiçbir negatif etkisinin olmadığını tersine menfaatlerini gördüklerini kaydetti. 1 yıl, hatta 6 ay önce bunların maliyeti 10 milyar dolar ise bugün o maliyetlerin 7 milyar dolara indiğini hatta 6 milyar dolarlara doğru gittiğini dile getiren Aksoy, Turcas’ın bunu fırsat bilerek piyasaların kendisine sağladığı bu yeni, uygun fiyatlarla yatırımlarını daha ucuza getirme gayreti içinde bulunduğunu söyledi. Aksoy, “Bizim milyar dolarlık tasarruflarımızın yanında 20-30 milyon lira az kâr etmişiz, çok kâr etmişiz hiç mühim değil” dedi. Ceyhan’da rafineri izni çıkmaması ile ilgili de konuşan Aksoy, “Her işte bir hayır vardır. Allah’tan kriz çıktı. Rafineri izni almış olsaydık, bu krizde iki rafineriyi birden yapmak durumunda kalabilirdik. Bu da bir şirketin kolay yapabileceği bir şey değil. Ceyhan’daki projeyi şimdilik uyutuyoruz” diye konuştu.

1000 SHELL BAYİSİ TÜRKİYE’DE
Bankalardan kredi istemeye en erken 2010′un ikinci yarısından sonra gidebileceklerini dile getiren Aksoy, Shell & Turcas’ın operasyonlarının dünyada Shell içinde en başarılı operasyon seçildiğini ifade etti. Aksoy bu nedenle 70 ülkeden seçkin 1000 Shell bayisinin Türkiye geldiğini ve buradaki uygulamaları incelediğini kaydetti. Aksoy ayrıca Denizli’de Alman RWE ile yapacakları 800 megawattlık gaz çevrim santrali için lisans aldıklarını toplantıda açıkladı.

Azerilerle sıkıntımız yok
Erdal Aksoy gazetecilerin sorularını yanıtlarken de, “Ermenistan’la yakınlaşmada size yansıyan bir sıkıntı yaşadınız mı?” sorusuna, “Bize yansıyan sıkıntı olmadı ama bize düşen bir görev oldu. Gerek Azeri kamuoyunu gerekse Türk kamuoyunu yanlış bilgilendirmemek için elimizde olan bilgileri hemen açıkladık. Galiba bir tatil günüydü ‘gaza zam yapılacak’ diye… İlk tepkiyi veren ben oldum” cevabını verdi. Bunun bir anlaşmanın devamı olduğunu ve bundan farklı bir durum olmadığını dile getiren Aksoy, “1 senedir müzakere edilen fiyat maddesinin revize edilmesinden başka bir durum değildi” diye konuştu.

45.2 milyon net kâr etti
Genel Kurul Toplantısı’nda verilen bilgiye göre, Turcas, 2008 yılı mali döneminde 49.1 milyon lira operasyonel kâr ve 45.2 milyon lira net kâr elde etti. Operasyonel kâr ve net kâr rakamları 2007 ile karşılaştırıldığında sırasıyla yüzde 55.3 ve yüzde 58 oranlarında düştü. Karlılıktaki düşüşün nedenleri arasında “Turcas’ın iştiraki Shell & Turcas’ın üçüncü çeyrekte petrol fiyatlarında görülen sert düşüşler”, “Petkim’deki çoğunluk hisseleriyle bağlantılı olarak Petkim’in zararlarından kaynaklanan 12.5 milyon lira ile sınırlı zarar”, “Turcas Gaz’da yıl boyunca gaz ithalat fiyatının yurtiçindeki referans gaz satış fiyatına oranla çok yüksek kalması” gösterildi.

SABAH  07/05/2009
 
EÜAŞ Genel Müdürü Bütün görevden alındı
EÜAŞ Genel Müdürü Bütün, POAŞ’ın ceza almasına yol açan fuel-oil alım ihalesi soruşturması sonucu görevinden uzaklaştır…

Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Sefer Bütün, Petrol Ofisi AŞ’nin (POAŞ) kamu ihalelerinden 1 yıl süreyle yasaklanmasına yol açan fuel- oil alım ihalesi kapsamında yürütülen soruşturma uyarınca görevden alındı. Bütün, EÜAŞ’ta başlatılan soruşturmada açığa alınmıştı.

Enerji Bakanlığı Teftiş Kurulu, EÜAŞ’ın Ambarlı Santrali’nde kullanılmak üzere gerçekleştirilen fuel-oil alımıyla ilgili soruşturmayı tüm hızıyla sürdürüyor. Müfettişler, soruşturma kapsamında POAŞ’tan alımı gerçekleştirilen ikinci parti 500 bin tonluk fuel-oil ile ilgili de çarpıcı bazı bulgulara ulaştı. Müfettişler, POAŞ’ın, ilk parti alımda olduğu gibi ikinci parti alımda da şartnamede öngörülen çevreye daha duyarlı fuel-oil 5 yerine kükürt oranı yüksek fuel-oil 6 verdiğini belirledi. SABAH’ın güvenilir kaynaklardan edindiği bilgiye göre POAŞ, bu partide de teslimatın yüzde 80′ini fuel-oil 6 olarak yaptı. Müfettişlerin, soruşturmayı 15 güne kadar tamamlayarak, raporlarını yazması bekleniyor.

Bütün’ün Passat otomobil sevdası
MÜFETTİŞLER, EÜAŞ Genel Müdürü Sefer Bütün’ün, görev yaptığı dönemde makam aracı olarak 2 adet Volkswagen Passat marka araç kiraladığını belirledi. Araçların, her birinin yıllık maliyetinin 25 bin TL düzeyinde olduğu hesaplanıyor. Müfettişler, Bütün’ün bir yerine neden iki araç kiraladığını ve araçlardan birini kimin kullandığını araştırıyor.
SABAH  07/05/2009
‘Krizde ülkeyi Halkbank regüle etti’
Halk Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, “2001 krizinde bir gecede yüzde 7500 faiz ödemek…
Halk Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, “2001 krizinde bir gecede yüzde 7500 faiz ödemek zorunda kalan Halkbank, bu krizde ülkeyi regüle etmiştir’’ dedi. Aydın, Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) tarafından, fakültenin toplantı salonunda düzenlenen “Kariyer Model’’ toplantısında yaptığı konuşmada, bazı bankalar kredi vermeyi durdururken, kendilerinin kredi geri çağırmadığını ve edinimlerini yerine getiren hiçbir firmanın kredisini kısmadıklarını belirtti. Aydın, “Böyle yapınca da reel sektörde diğer oyuncularda da bir rahatlama oldu. Kriz de bir gün biter diyerek paniklemedik, bu yüzden reel sektör kan ağlarken, bizde yüzde 38’lik kârlar gözükmeye başladı’’ dedi. Aydın, ayrıca Halkbank’ın yakın zamanda bankacı almak üzere sınav açacağını bildirdi.
 
SABAH  07/05/2009
Aktif Bank ‘Şehir Bankacılığı’ konseptini Kayseri’de başlattı
AKTİF Bank geliştirdiği “Şehir Bankacılığı” konsepti ile hizmet verecek olan ilk şubesini dün Kayseri’de…
AKTİF Bank geliştirdiği “Şehir Bankacılığı” konsepti ile hizmet verecek olan ilk şubesini dün Kayseri’de açtı. Aktif Bank Genel Müdürü Önder Halisdemir, açılış töreninde yaptığı konuşmada, bankacılık alanında yeni bir hizmete başladıklarını, müşterinin bankaya gelme zorunluluğunu asgariye indirdiklerini belirtti. Genç bir banka olduklarını, 15 ay önce yeni yapılanma programını uygulamaya başladıklarını kaydeden Halisdemir “Doğrudan bankacılık felsefemizle, hizmeti ve ürünü şubeler aracılığı ile değil, doğrudan müşteri nerede ise orada hizmeti sunmayı hedefliyoruz. Yatırımlarımızı şubelere değil, bilgiye ve teknolojiye yapacağız. Alternatif dağıtım kanalları tamamlayıcı değil, ana kanallarımız olacak’’ dedi. Önümüzdeki aylarda Aktif Bank’ın Bursa ve Gaziantep şubelerinin de hizmete açılması planlanıyor
 
SABAH  07/05/2009
Birko, 3 günde uyarı aldı
ORTAK sayısı 250’yi geçtiği için Kurul kaydına alınan ve ardından da İMKB’de işlem görmeye…
ORTAK sayısı 250’yi geçtiği için Kurul kaydına alınan ve ardından da İMKB’de işlem görmeye başlayan Birko Birleşik Koyunlular hisseleri 3 günde yüzde 83 değer kazanınca, şirketten açıklama istendi. Şirketten İMKB’ye yapılan açıklamada, olağanüstü fiyat hareketini gerektirecek özel bir durumun olmadığı belirtildi. Şirket hisseleri 30 Nisan’da 64 kuruş baz fiyattan işlem görmeye başlamış, ilk gün 79 kuruşa, 4 Mayıs’ta 96 kuruşa çıkmıştı. Birko hisseleri dün 1 lira 17 kuruşa yükseldi.
 
SABAH  07/05/2009
Kimyevi madde uzmanı Alışan, boru hattını koruyacak
1985′den bu yana uluslararası taşımacılık faaliyeti gösteren ve kimyevi madde taşımada uzmanlaşan Alışan Lojistik,…

1985′den bu yana uluslararası taşımacılık faaliyeti gösteren ve kimyevi madde taşımada uzmanlaşan Alışan Lojistik, savunma sanayisine yatırım yaparak boru hattı koruma işine girdi. Sualtı ve su üstünde de koruma yapabilen firma insansız deniz aracı da üretti. 43 sıvı kimyevi madde tankeri ve 6 adet toz kimyevi madde silobası bulunan firma, kimyevi madde taşıyan TIR’ların temizlenmesinde de uzmanlaştı. 2008′de 100 milyon dolarlık ciro yapan firma 2009′da da yüzde 15′ik bir büyüme hedefliyor. Grubun Başkan Yardımcısı Damla Alışan Türkiye’de taşımacılık sektörünün 2009′da yüzde 30 daralcağını tahmin ettiklerini söyledi.
 
SABAH  07/05/2009

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Haber Özetleri

HABER BÜLTENİ
23-24.04.2009

 
İran’ın yeni otomobili Runna Temmuz’da Türkiye’ye geliyor
İran’ın Khodro Company (IKCO) firmasının “Samand”ın ardından ürettiği ikinci otomobilolan ve geçen hafta İran’da tanıtımı yapılan “Runna”nın Temmuz ayında Türkiye’de satışına başlanacağı bildirildi.

IKCO’nun Türkiye Distribütörü MYS Otomotiv Genel Müdürü Yiğit Seskır, IKCO tarafından yapımı tamamlanan “Runna”nın 18 Nisan’da İran’da Sanayi ve Maden Bakanı Ali Ekber Mehrabian’ın da hazır bulunduğu törenle görücüye çıktığını belirtti.

İran’da “Samand”ın ardından üretilen ikinci otomobil modeli olma özelliğini taşıyan “Runna”nın 1.4, 1.6 ve 1.7′lik motor seçenekleriyle Temmuz ayından itibaren Türkiye’ye ihraç edileceğini vurgulayan Seskır, “İran’ın dışında ilk olarak Türkiye’de satışa sunulacak Runna’nın çok sevileceğine inanıyorum” dedi.

Seskır, “Runna”da ABS fren sistemi, hava yastığı, klima, merkezi kilit, xenon ve ledli farlar, radyo, CD ve mp3 çalar, uzaktan kumandalı ve alarmlı merkezi kilit, akıllı anahtar, ısıtmalı aynalar, elektrikli camlar gibi donanımların bulunduğunu ifade ederek, “Her türlü donanıma sahip Runna’yı 16 bin TL gibi uygun bir fiyatla satmayı planlıyoruz” diye konuştu.

2008 yılının başından itibaren Türkiye’de satışına başlanan Samand’ın kısa süre içinde Türkiye’de sevilen bir otomobil olduğunu anlatan Seskır, hedeflerinin “Runna” ile bu çıtayı daha da yükseltmek olduğunu kaydetti.

“SIRADA HAFİF TİCARİ ARAÇ PROJESİ VAR”

Seskır, şu an Türkiye’de 22 ilde bayilikleri bulunduğunu, 2009 yılının sonuna kadar bu sayıyı 45′e, 2010 yılının sonuna kadar da 81 ile çıkarmayı istediklerini ifade ederek, şunları söyledi:
“Türkiye’de bu donanımlarda hem kaliteli hem de en ucuz otomobili satıyoruz. Bayiliklerin yanı sıra satış sonrası servis ağımıza da büyük önem veriyoruz. İran, otomobiliyle Türkiye’de bulunmaktan sonra derece mutlu. IKCO’nun Samand, Runna’nın ardından sırada hafif ticari araç projesi var. Bu yılın sonunda aracın tanıtımının yapılması sonrasında da Türkiye’de de satışına başlanması gündemde. IKCO hafif ticari araçta da iddialı olacak.”
 
HÜRRİYET  23/04/2009
İkinci elde hareket başladı
Yaşanan küresel krizin etkisiyle zor günler geçiren galerici esnafı, ÖTV indiriminin ardından yetkili firmalarda araç bulunmaması üzerine ikinci ele artan talepten memnun.

Özellikle üst model ile 1-3 yaş arası araçların talep gördüğü galeri sahipleri, fiyatların sıfır araçlara göre çok daha düşük olması nedeniyle satacak araç bulmakta zorlandıklarını belirtiyor.

Adana Oto Galericiler Odası Başkanı Ali Çırak,  kış aylarında siftahsız günler geçiren esnafın, yaklaşan yaz ve ÖTV indirimleri ile bahar havası yaşadığını söyledi.

Büyük firmaların ÖTV indirimi ve cazip seçenekler sunmasıyla gelen taleplere yetişemediğini belirten Çırak, “Firmalarda araç bulamayan tüketici esnafa yöneldi. Uzun bir aradan sonra yeniden satışlara başlayan esnaf, adeta bayram yapıyor” şeklinde konuştu.

Galerilerden her marka ve modelde uygun fiyatta araçların alınabildiğini, gelen taleplerin ise genellikle yenilerine göre çok daha uygun fiyatla satılan 1-3 yaş arası üst model araçlardan yana olduğunu bildiren Çırak, taleplere yetişmek için ise araç sıkıntısı yaşadıklarını kaydetti.

Hareketliliğin yaz ayları boyunca sürmesini beklediklerini ifade eden Çırak, “ÖTV indirimin kalkmasının ardından fiyatlarda artışlar yaşanabilir, araç sahibi olmak isteyenler fırsatı kaçırmasın” dedi.

Adana’da ikinci el araç satışı yapan galeri sahibi Hasan Kelebek de her yaz öncesi yaşadıkları hareketliliğin, bu yıl ÖTV indirimleri nedeniyle daha fazla olduğunu söyledi.

İndirim öncesi haftada bir aracı ancak satabildiklerini belirten Kelebek, “Bayilerde yeni araç bulunamaması nedeniyle ikinci ele talep arttı. Uzun süre beklemeyi göze alamayan tüketici bize geliyor” dedi.
 
HÜRRİYET  23/04/2009
Sendika 1400 işçiyi krize kurban etmedi 7025 çalışanın maaşı yüzde 35 indi
Oyak ve sendika yöneticileri ortak bir karar alarak, Erdemir’de 7 bin 25 çalışanın maaşını indirme yoluna gitti. Buna göre üst düzey yöneticiler, beyaz yakalılar ve işçiler 16 ay boyunca maaşlarını yüzde 35 eksik alacak. Böylece 1400 Erdemir işçisi, krize kurban edilmeyecek.

TÜRKİYE’nin en büyük yassı çelik üreticisi Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları (Erdemir), ekonomik krizden daha az etkilenmek amacıyla işçi ücretlerinde yüzde 35 oranında indirime gitti. Toplam 7 bin 25 işçinin ücretlerinde yaptığı yüzde 35’lik indirim, 16 ay süreyle geçerli olacak. 1400 işçinin ekonomik krizde mağdur edilmemesi için alındığı belirtilen bu karar, İskenderun Demir Çelik İşletmeleri’nde de (İsdemir) uygulanacak.

Sendika ile ortak karar

Oyak bünyesindeki Erdemir yöneticileri ile işçileri temsil eden Türk Metal Sendikası, Oyak ve işveren sendikası Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) yöneticileri dün İstanbul’da biraraya gelerek, ’işçi çıkarma yerine, aylık ücretlerde indirime gitme’ kararı aldı. Türk Metal Sendikası Ereğli Şubesi Yönetim Kurulu, Erdemir’deki 5 bin 220’si sendikalı toplam 7 bin 25 çalışan ile İskenderun Demir Çelik İşletmeleri’nde çalışanları da kapsayan ücret indirimini kamuoyuna yazılı bir açıklama ile duyurdu.

Türk Metal Sendikası’nın Türk demir çelik sektöründe, ekonomik kriz nedeniyle görülen büyük daralmanın sıkıntısını çektiğinin belirtildiği açıklamada, şöyle denildi: “Türk sanayisinin en önemli kuruluşlarından biri olan Erdemir ve İskenderun Demir Çelik İşletmeleri, bu daralmanın etkisi altındadır. Sendika olarak ekonomi ve sanayi dalında uzmanlaşmış bilim adamlarıyla yapmış olduğumuz görüşmeler, daralma tespitini doğrulamıştır. Dolayısıyla Türk Metal Sendikası olarak içinde bulunduğumuz süreçte, neler yapılabileceği konusunda Erdemir yetkilileriyle görüşerek bir karar aşamasına geldik.”

Ücret indiriminin 16 aylık bir süreyi kapsadığı belirtilen sendikanın açıklamasında şu ifadeler de yeraldı: “Varılan noktada halen yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan sendikamız ile Erdemir işvereni (Oyak) arasında, yürürlükteki toplu sözleşmenin maddelerinde, bir sonraki sürecin başlangıcı olan 31 Ağustos 2010 tarihine kadar, yani 16 aylık süre için tadilat yapılması konusunda mutabakata varıldı. Varılan bu mutabakat sonucu, Erdemir’de çalışan üst düzey yöneticiler dahil, beyaz yakalılar ve sendikamız üyesi metal işçileri 31 Ağustos 2010 tarihine kadar ücretlerini yüzde 35 oranında bir azalma ile alacak. Bu mutabakat, Ereğli ve İskenderun Demir Çelik İşletmeleri’nde çalışan ve işten çıkarılmaları söz konusu olan 1400 metal işçisinin ekonomik daralmaya kurban edilmemesi içindir.”

218 milyon liralık maliyet avantajı

ÇALIŞANLARIN yüzde 10’unun işine son verilmesi de dahil birkaç opsiyonu değerlendiren şirketin, ücretlerde indirime gitmesi maliyetler açısından olumlu olarak nitelendirildi. Erdemir’in 2008’de maaş ödemeleri için 829 milyon lira harcadığı belirtilen İş Yatırım’ın konuyla ilgili raporunda, ikinci çeyrekten itibaren yapılacak yüzde 35’lik indirimin 2009’da 218 milyon lira civarında maliyet avantajı getireceği hesaplandı.

İşçi çıkarmak vicdani gelmedi

KRİZ döneminde iş bulmanın çok zor olduğunu dile getiren Erdemir yetkilisi, şöyle konuştu: “Bu kararı alırken çok düşündük. Çünkü işçileri çıkarmak ve onları kapı dışına koymak bize vicdani gelmedi. Firmalar işçi çıkarıp ya da ücretsiz tatillerle sorunu çözdü. İşçi çıkarmak hiç iyi değil. İşsizlik artarken iş bulma ortamı da ortadan kalkıyor.”
 
HÜRRİYET  23/04/2009
Garanti 1 milyar doları gördü Rus Rublesi’yle işleme geçti
Rusya’da Türk ihracatçısının birikmiş 1 milyar dolarlık alacağı ve Rusya ihracatını canlandırmak için İHKİB’in önerdiği Rus Rublesi ile ticarete ilk yeşil ışık Garanti Bankası’ndan geldi. İlk 3 ayda Rusya ihracatı yüzde 53 gerileyen Türkiye’nin ihracatı yeniden artırması, turizmin canlanması bekleniyor.

GARANTİ, Türkiye’de, Rus Rublesi ile işlem yapmaya başlayan ilk banka oldu. Rusya ihracatında 2009’un ilk 3 ayında yüzde 53 civarında kayıp yaşayan Türkiye’nin trendi tersine çevirerek haziran ayından sonra pozitife dönmesi bekleniyor. Rublenin ticari para kabul edilebilmesi için büyük çaba harcayan İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi, Rusya’da Türk ihracatçısının birikmiş 1 milyar dolara yakın alacağı olduğunu söyledi.

Laleli’de Lale Devri

Büyük sıkıntı yaşayan Türk ihracatçısının dar boğazdan kurtulmasında ’ruble ile ticaret’in çıkış yolu olacağını belirten Tanrıverdi, “Karalar bağlamış Laleli’de ’Lale Devri’ bekliyoruz. Sadece Laleli değil, hazır giyim ve konfeksiyon başta tüm ihracatımızı ve turizmi olumlu etkileyecek” dedi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de Rusya ziyareti sırasında ruble ile ticareti gündemine almıştı. Türk Parası’nın Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı kararın değiştirilmesini sağlayan Kanun Hükmündeki Kararname’nin mart ayı başında Resmi Gazete’de yayınlanarak ruble ile ticaretin önü açılmıştı.

İyi duyurmak lazım

Rusya’da ekonomik krizle birlikte önemli sıkıntılar yaşandığını, ülkede dolar bulmanın güçleştiğini anlatan Tanrıverdi, rubleyle alışveriş ve ticaret yapabilmenin Rus işletmeleri cesaretlendireceğini söyledi. Bir Rus’un yaptığı alışveriş veya ticaretle ilgili olarak Garanti’ye ruble ile havale yapabileceğini belirten Tanrıverdi şöyle konuştu: “Bize, Rusya ile ticaret yapanlara düşen Türkiye’de rubleyle ticaret yapıldığını Rusya’da duyurmak. İTKİB olarak Rusya’da bunun duyurulması için çalışacağız. Türkiye için çok önemli bir açılım. Krizden çıkışın önemli yollarından biri.” Rusya’ya ihracatta bazı sektörlerde yüzde 70’e varan oranda düşüşler yaşandığına değinen Tanrıverdi, hazirandan itibaren Rusya’ya ihracatta ibrenin artıya dönebileceğini söyledi. Bağımsız Devletler Topluluğu’nun da ruble ticaretine katılacağını ve hacmin her geçen gün büyümesini beklediğini vurgulayan Tanrıverdi “Rus turist cebinde ruble ile gelip harcayabilecek. Bankada bunu bozdurmak mümkün olacak” dedi.

Başka bankalar yolda

Başından beri Garanti Bankası ile görüştüklerini belirten Tanrıverdi, “Bir an önce bir bankanın aracılık etmesini istiyorduk. Pek çok ekonomist bu iş olmaz diye olumsuz konuşuyordu. Biz özel sektör tarafından daha pratik yapılabileceğini söyledik. Garantiye çok teşekkür ediyoruz; pratik bir çözüm oldu. Başka bankalar rubleyle işleme 15-20 gün içinde başlayacaklar” diye konuştu.

Garanti Rusya’da danışmanlık da yapıyor

GARANTİ Bankası, rubleyle gerçekleştirilen ihracat ve ithalat işlemlerine aracılık ediyor. Firmalar, Rusya’dan rubleyle yaptıkları ihracatın bedelini Garanti Bankası aracılığıyla tahsil edebiliyor, Garanti’de ruble döviz hesabı açtırabiliyor veya ruble bozdurabiliyor. İhracatçı firmalar, Laleli piyasasında özel fatura kapsamında ticaret yapan şirketler ve Rusya pazarında rubleyle alışveriş yapan firmalar, işlemlerini Garanti üzerinden yapabiliyor. Garanti Bankası, Rusya’ya gerçekleştirilecek ticari işlemlerde de danışmanlık hizmeti sunuyor.

Yine biz öncü olduk

GARANTİ Bankası Genel Müdürü Ergun Özen ise konuyla ilgili şu bilgileri aktardı: “Moskova’daki iştirakimiz GarantiBank Moscow, 1995’ten buyana, Rusya’daki yatırımcıların ihtiyaçlarına yönelik etkin hizmetler sunuyor. Şimdi de Türkiye’de, Rus Rublesi üzerinden iş yapan firmaların hayatını kolaylaştıran bir yapı kurduk. Tüm teknolojik altyapımızı ve bilgi birikimimizi bu yönde seferber ettik. TPKK’da bankalara, konvertibl olmayan dövizlerle de işlem yapma imkanı getirilmesinden sonra, ruble ile yapılacak her türlü bankacılık işleminin Garanti üzerinden gerçekleştirilmesi için hazırlıklarımızı tamamladık. Garanti bu konuda da öncülüğünü sürdürüyor.”
 
HÜRRİYET  23/04/2009
 
Flo Mısır’a mağaza açıyor
Türkiye’nin en büyük entegre ayakkabı üretim tesislerine sahip olan Ziylan Grup, “Flo” ve “Polaris” mağazalar zincirini yurt dışında yayıyor.

Orta Doğu ülkeleri ve Türk Cumhuriyetleri’nde organize ayakkabı perakendeciliğinde büyümeyi hedefleyen Ziylan Grup, yurt dışında ilk Flo mağazasını bir ay içinde Mısır’da açacak.

Polaris olarak Bulgaristan’da 2, Almanya’da 3 ve Tunus’ta 3 mağazası bulunan Ziylan Grup’un, Bulgaristan’da bir Polaris mağazası daha hizmete girecek.

Yabancılardan ortaklık teklifleri alan Ziylan Grup, ekonomik krizden büyüyerek çıkmak istiyor.

Ziylan Ayakkabı AS Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ziylan,  Gaziantep’te 1955 yılında küçük bir atölyede temeli atılan grubun bugün çatısı altında 12 şirket bulunduğunu, yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağladıklarını söyledi.

“KRİZ DİBE VURDU”

2009 yılında yurt içinde 3 tane Polaris ve 3 tane Flo açtıklarını belirten Ziylan, “Bu yıl açacağımız Polaris olarak 4 tane, Flo olarak 6 tane mağazamız daha var. 2009′da toplam 40 mağaza planımız vardı, kriz nedeniyle 20 olarak revize ettik ve bunu rahat yakalayacağız. Türkiye’de önümüzdeki 5-6 yıl içinde 150 tane Flo ve 250-300 tane Polaris açacağız” dedi.

Mehmet Ziylan, satışla ilgili bir sorunlarının olmadığını ifade ederek, şunları kaydetti:
“Satış miktarlarımızı ve ciromuzu zaten geçiyoruz, 2008′deki sorunumuz karlılıkla ilgili. Biz zaten kriz ortamlarında kar gütmüyoruz. Toprağı nadasa bırakırsınız, ağacı budarsınız ya biz bu dönemi ona benzetiyoruz. Biz bu yıl budanıyoruz, ama budanan ağaç daha gür çıkar, nadasa bırakılan toprağın karşılığını birkaç yıl sonra misli misli alırsınız. Ne yapalım böyle bir kriz var, dünyanın sonu değil…Türkiye krizi daha ufak geçiriyor. 2010 ve 2011′e çok pozitif bakıyoruz. Bize göre kriz dibe vurdu ve yavaş yavaş çıkmaya başladı.”

2009 yılında cirolarının yüzde 2-3 oranında büyüyeceğini belirten Ziylan, “2010′dan sonra yüzde 10-15 büyümeye devam edeceğiz” dedi.

“AVRUPA İHRACATINDAKİ DÜŞÜŞÜ ABSORBE EDECEĞİZ”

Kriz yüzünden Avrupa’dan talebin düştüğünü ifade eden Ziylan, şöyle devam etti:
“Avrupa’daki müşterilerimize sattığımız mal miktarında yüzde 40 civarında düşüş var. Bu düşüşü, biz Ortadoğu ülkelerine asılarak, Tunus, Mısır, Cezayir’e açılarak kapatacağız. Polaris olarak Bulgaristan’da 2, Almanya’da 3 ve Tunus’ta 3 mağazamız var. Bulgaristan’da bir mağaza daha açıyoruz. Flo’nun ilk yurt dışı mağazasını da bir ay içinde Mısır’da açıyoruz. Mısır’da 3 tane mağaza anlaşması imzaladık. Oradan Tunus’a geçeceğiz. Oralarda çoğalarak Avrupa’daki kaybımızı absorbe edeceğiz. Hedefimizde Azerbaycan ve Kazakistan var. Ortadoğu ve Türk Cumhuriyetleri’nde büyüyeceğiz, oralarda organize ayakkabı perakendeciliğinde yapacağımız çok iş var.”

Ziylan, 2008 yılında aralarında Almanya, İtalya, İngiltere, ABD, Japonya, İsrail, Kırgızistan, Yunanistan, Rusya ve Suudi Arabistan’ın da bulunduğu 27-28 ülkeye 12 milyon dolar ihracat yaptıklarına dikkati çekti.

“BİR TÜRK OLARAK KANIMA DOKUNUR…”

Türkiye’de organize ayakkabı perakendeciliğinde daha çok potansiyel olduğunu vurgulayan Mehmet Ziylan, şunları kaydetti:
“Ayakkabı sektörünün en büyüklerindeniz, senelerimizi sektörün gelişmesine verdik. Benim senelerin emeğini verdiğim pazarı, bir başkasının gelip alması bir Türk olarak kanıma dokunur. Türkiye’de daha çok yolumuz var. Biz, Türkiye oluşumumuzu tamamladıktan sonra esas yurt dışına başlayacağız.”

Türkiye genelinde 62 Polaris ve 56 Flo mağazaları bulunduğunu hatırlatan Ziylan, her bir Flo mağazasına 500 bin ve Polaris mağazasına 150-200 bin TL yatırım yaptıklarını belirtti.

Yabancılardan ortaklık teklifleri aldıklarını bildiren Ziylan, “Ama, ortaklık teklifler hep kendilerine yontarak oldu. Bizim markamızın bilinirliği çok yüksek, dünyanın yatırımı yaptık. Bizi kullanmak istediler, buna müsaade etmedik. Ahlaklı olduğu müddetçe yabancılarla da Türklerle de rekabete varız. 120 mağaza ile Türkiye’nin en büyük zincir mağazasıyız, yolumuza hızla devam ediyoruz” dedi.
 
HÜRRİYET  23/04/2009
Bilim İlaç, ABD’ye Gebze’den açılacak
Bilim İlaç, Çerkezköy’deki üretim tesisinin ardından 120 milyon euro’luk yatırım yaptığı Gebze projesini tamamladı
Yeni yatırımla hedefin dışarı açılımı artırmak olduğunu belirten Bilim İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Karaağaç, “43 ülkeye 12 milyon TL’lik ihracat yapıyoruz. Hedefimiz 30 milyon TL. Bu fabrikaya yaptığımız yatırım sonucunda AB ve ABD pazarlarına da girmeyi planlıyoruz” dedi.
Karaağaç, yapılan yatırımla ilgili şu bilgileri verdi: “51 bin metrekare kapalı alana sahip fabrika yılda 250 milyon kutu ilaç üretim kapasitesine sahip.  Burada 420 kişi çalışıyor. 10 kişinini çalıştığı Ar-Ge bölümü için 15 milyon dolar yatırım yaptık. İlaç sektöründeki en büyük Ar-Ge tesisi için bu yıl içinde 5 milyon dolar daha yatıracağız.”
13 milyar TL’ye ulaşan Türk ilaç pazarında Bilim İlaç’ın yüzde 4.5 pay ile 4’üncü sırada yer aldığını anlatan Karaağaç, “Bilim İlaç yılı 98 milyon kutuyla 3’üncü sırada tamamladı. Bilim İlaç yazılan her 100 reçetenin 6’sında yer alıyor” dedi.
Depo robotlara emanet
4 milyon euro yatırımla Türkiye’nin en büyük akıllı deposuna sahip olduklarını dile getiren Karaağaç, “11 bin 400 palet kapasiteli akıllı depoda insan çalışmıyor. Böylece insanlardan doğacak hatalar ve iş kazaları sıfıra iniyor. Palete yükleme yapılıyor. Sensörler aracılığıyla her yer doğru yere yerleşiyor. Şu an 6 bin palet dolu” diye konuştu. 10 kişilik bir ekibini depoyu teknik anlamda izlediğini dile getiren Karaağaç, “Depolardaki sistem hem buradan hem Almanya’dan izleniyor. Teknik bir hatanın oluşması tamamen engelleniyor” dedi.
MİLLİYET  23/04/2009
Kaddafi yatırım için kesenin ağzını açtı, müteahhitler yeniden Libya’da
Küresel kriz sebebiyle yurtdışı işlerinde daralma yaşayan iş dünyası rotayı yeni pazarlara çevirdi. 200 kişilik işadamı heyeti Dış Ticaret’ten sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’le birlikte Libya’ya çıkarma yaptı.
 
Heyetin yaptığı temaslarda Libya’yla ticaret hacmini önemli ölçüde artıracak serbest ticaret anlaşması imzalanması hususu masaya yatırıldı. Tüzmen, söz konusu anlaşmanın devrimin 40. yılının kutlanacağı önümüzdeki eylül ayında imzalanabileceğini kaydetti. Libya’nın önümüzdeki 6 yılda 180 milyar dolar alt ve üstyapı yatırımı yapacağını belirten Tüzmen, “Ticaret anlaşması Türk işadamlarının Libya’daki yatırımdan alacağı payı önemli ölçüde artıracak.” dedi. Malların ve hizmetlerin serbest dolaşımını içeren anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte gümrük vergileri düşürülürken bazı ürünlerdeki koruma uygulaması son bulacak.
İşadamları ile birlikte Libya’da temaslarda bulunan Bakan Tüzmen, Sanayi, Ticaret ve Yatırım Bakanı Muhammed Ali al Huvej ile bir araya geldi. Görüşmede Huvej, altı yıl boyunca her yıl 20 milyar doları devletin alt ve üstyapı yatırımları, 10 milyar doları ise özel yatırımların teşviki kapsamında 30 milyar dolarlık yatırım yapılacağını aktardı. Huvej, toplamda 180 milyar doları bulacak olan yatırımlar için gerekli kaynağın hazır olduğunu bildirdi. Libyalı bakan iki ülke arasındaki ilişkilerin serbest ticaret anlaşması ile başlamasını önerdi. Anlaşmanın Başbakan veya Cumhurbaşkanı’nın huzurunda imzalanması gerektiğine dikkat çeken Huvej, Türkiye ile Libya’nın Afrika ülkelerine yönelik yatırımlarda ortak hareket edebileceğini de kaydetti. Türkiye’nin son yıllarda yakaladığı siyasî ve ekonomik istikrarla Arap dünyasındaki etkinliğinin arttığına dikkat çeken Huvej, Libya’nın bu durumdan memnun olduğunu aktardı. Bakan Huvej, Türk firmaları için serbest sanayi bölgesi kurulması teklifinde bulundu. Oluşturulacak Bingazi Türk Sanayi Bölgesi’nin kurulması için finans desteği sağlayabileceklerini kaydetti. Huvej, bu bölgenin Afrika pazarına girişte kapı olarak kullanılabileceğini kaydetti.
Öte yandan Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı Başkent Doğalgaz Dağıtım ihalesini kazanan Elektromed Rus Gazprom’un ardından ortaklık için Libya’da nabız yokladı.
Türk firmalar petrol buldu
Ulusal Petrol Şirketi Başkanı Şükrü Gahnem ile yapılan görüşme sonrası açıklama yapan Bakan Kürşad Tüzmen de, Türk firmalarının bu ülkede araştırdığı kuyulardan birinde petrol bulunduğunu, diğer araştırmaların ise sürdüğünü aktardı. Libyalı başkan ise Türk işadamlarınn enerji sektörünün yanı sıra inşaat alanında da yatırım yapabileceğini kaydetti. İki ülke arasındaki kültürel ilişkilerin varlığına dikkat çeken Gahnem, karşılıklı olarak öğrenci mübadelesi yapılması önerisinde bulundu.
ZAMAN  23/04/2009
Kriz Volkswagen’i kötü vurdu 
Alman otomotiv devi Volkswagen’in ilk çeyrek karı yüzde 74 düşerek 243 milyon avro oldu.
Merkezi Wolfsburg’da bulunan Volkswagen, bu yıl ilk çeyrekte karının geçen yıla göre yüzde 74 azalarak, 243 milyon avro olduğunu açıkladı. Şirket geçen yıl aynı dönemde 929 milyon avro kar etti.
Volkswagen, geçen yıl ilk çeyrekte 27 milyar avro olan gelirlerinin ise bu yıl aynı dönemde yüzde 11 gerileyerek 24 milyar avro olduğunu kaydetti.
Şirketin karının düşmesinde, küresel ekonomik kriz yüzünden araçlarına olan talebin düşmesi etkili oldu.
STAR  23/04/2009
TKB’den enerjiye 180 milyon dolarlık kaynak sağlayacak
Türkiye Kalkınma Bankası (TKB) Genel Müdürü Abdullah Çelik, yenilenebilir enerji ve enerji yatırımları konusunda 180 milyon dolarlık kaynağı yakında kullanıma açacaklarını söyledi. Çelik, kullandırılacak kredinin 150 milyon dolarının Dünya Bankası’ndan, 30 milyon dolarının ise Temiz Teknoloji Fonu’ndan sağlandığını açıkladı. TKB’nin dün yapılan genel kurulunun açılışında konuşan Çelik, yenilenebilir enerjinin öncelikli sektörleri olduğunu belirterek “Devletin alım garantisi olduğu için banka açısından da risk taşımıyor” dedi. Enerji ile ilgili olarak firmalara şimdiye kadar 195,9 milyon lira kredi tahsis ettklerini belirten Çelik, yenilenebilir enerji yatırımları için yılın ilk üç ayında ise 375,9 milyon lira kredi başvurusunun geldiğini söyledi.
Kredilendirme faaliyetlerinde, yurt dışından sağladıkları fonları yurt içindeki verimli yatırımlara aktarmaya önem verdiklerini vurgulayan Çelik, “2006′da 137 milyon lira olan kullandırılan kredi miktarı, 2007′de 188 milyon liraya, 2008′de 240,4 milyon liraya yükseldi. Kredilerin aktif içindeki payı da sırasıyla aynı yıllarda yüzde 37′den, yüzde 48 ve yüzde 57,53′e çıktı. Bu yılın Ocak-Mart döneminde ise 104,7 milyon lira kredi kullandırdık” dedi.
Türkiye Kalkınma Bankası (TKB) Genel Müdürü Abdullah Çelik, yenilenebilir enerji ve enerji yatırımları konusunda 180 milyon dolarlık kaynağı yakında k…
( KB)
 
REFERANS  23/04/2009
Bin ortaklı Aşkale Çimento, 15 yılda 10 kat büyüdü
Dönemin başbakanı Süleyman Demirel’in 1968 yılında hizmete açtığı Aşkale Çimento’nun 40 yıllık hikayesi, kolektif bilincin bir türlü egemen olamadığı Türkiye’de “ben” yerine “biz” demenin nelere kadir olabileceğini ortaya koyuyor. Özelleştirme kapsamına alındıktan sonra 1993 yılında bölge insanlarından oluşan bin ortaklı ER-ÇİM-SAN tarafından satın alınan Aşkale Çimento, 250 bin tonluk üretim kapasitesini 15 yılda 3 milyon tona taşıdı. Bugün itibarıyla üretiminin yüzde 10′unu ihraç eden Aşkale Çimento, Trabzon, Gümüşhane ve Erzincan’da da üretime geçerek Doğu Anadolu Bölgesi’nin lider çimento üreticisi konumuna geldi.
 
2008′in yapı malzemeleri alanındaki En Hızlı Balığı, Aşkale Çimento’nun Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Yücelik, Hızlı Balık ödülünü almanın kendileri için önemli olduğunu belirterek, çok zor şartlarda ve çok zor bir iklimde üretim yapmalarına rağmen bu ödülü kazanmanın gururunu yaşadıklarını söylüyor. Yücelik, “Amacımız geliştikçe gelirimizi bölgemize sunmak. Bölgemizin kalkınması için Doğu’yu merkeze alacak bir teşvik politikasına ihtiyacımız var” diyor.
Aynı zamanda Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı’nı da yürüten Lütfü Yücelik, söz konusu başarının tesadüf değil azmin ve sabrın eseri olduğunu belirterek, “Türkiye’de en zor şey ortak iş yapmak. Ülkemizde ortaklık kültürü çok zayıf. Oysa ülkemizin ve geri kalmış bölgelerimizin gelişebilmesi için ortaklık kültürünün çok büyük önemi var. Biz Aşkale Çimento olarak bunu başardık. Kolektif çalışarak, sermayelerimizi birleştirerek ve profesyonel bir yönetim ekibi kurarak 15 yılda 10 kat büyüdük” diyor. Yücelik, gelecek için de çok iddialı:” Hedefimizi Türkiye’nin en büyük 100 firması içine girmek olarak belirledik. Bu asla hayal değil. Biz 1993 yılından bu yana ortaklarımızla birlikte hayalleri gerçeğe çevirdik. Aşkale Çimento’yu 16 yıl önce dibe vurmuş bir halde aldık. Bugün Türkiye’nin en büyük 296′ıncı firması olduk.”…
 
İlk 5 yıl sadece borç ödediler
Yolları Aşkale Çimento’da kesişen toplumun her kesiminden yaklaşık bin kişi, yatırım açlığı çeken doğuda bir “başarı hikayesi” yazmış olmanın mutluluğunu yaşıyor. Çünkü memur, emekli, esnaf, öğrenci ve işadamlarından oluşan kalabalık bir ailenin oluşturduğu Aşkale Çimento, 41. yılında “41 kere maşallah” dedirtecek bir performansın altına imza atıyor. Ancak Aşkale Çimento’nun 15 yıl içinde ulaştığı nokta bugün tüm ortaklarını fazlasıyla mutlu etse de şirketin bugünlere gelmesi hiç de kolay olmadı. Lütfü Yücelik, o günleri özetlerken “Çok zor zamanlar yaşadık” diye konuşuyor.
Erzurumlular, 1993 yılında 31 milyon dolar muhammen bedelle satışa çıkarılan Aşkale Çimento’yu satın almaya karar veriyorlar vermesine ama bin kişinin topladığı para 2,5 milyon doları ancak buluyor. Geriye kalan 29 milyon dolar için günlerce banka kapılarında yatıp kalktıklarını anlatan Yücelik’in sözleri fabrikayı yaşatmak için ödenen bedeli de gözler önüne seriyor: “Elimizdeki para, almak istediğimiz fabrikanın yüzde 10′u bile etmiyordu. Kimse bize kredi vermeye yanaşmıyordu. Sonunda kredi sorununu çözdük. Ama 1998′de borcumuz bitene kadar, kredi faizleri ile birlikte Aşkale Çimento’ya 63 milyon dolar ödemiş olduk. İlk 5 yıl nefes almadan çalıştık ama kimseyi de işten çıkarmadık. Kimse bize inanmazken, biz fabrikayı sıfırdan yarattık.”
 
Trabzon Çimento ile gücüne güç kattı
Borçlarını sıfırlayıp “Artık yatırım zamanı” diyen Aşkale Çimento, 1999′dan itibaren üretim kapasitesini artırmak için harekete geçti. Öncelikle yeni bir üretim bandı açıldı ve üretim kapasitesi yıllık 300 bin tondan 650 bin tona çıkarıldı. Daha sonra Erzurum ve Ağrı’da birer hazır beton tesisi kuruldu. 2005 yılında ise “sınırları zorlamaya” karar verildi. 2005 yılında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından satışa çıkarılan Trabzon Çimento’yu alma kararı verirken çok düşündüklerini anlatan Lütfü Yücelik, “Trabzon Çimento bizi bölgemizin ötesine taşıyacak bir potansiyel içeriyordu. Üretim ve ihracat kapasitemiz bir anda fırlayacaktı. Gözümüzü kararttık, Trabzon Çimento’ya talip olduk” diyor. Gerçekten de Aşkale Çimento’nun Trabzon Çimento’yu satın alması ile yıllık çimento üretimi üç kat artarak 1 milyon tona ulaştı. Kent merkezinde yer alan Trabzon Çimento’nun tüm teknolojik altyapısı yenilendi, Türkiye’de ilk kez çimento üretiminden kaynaklanan tozların kentin üzerine salınmasını engellemek için 1.5 milyon dolarlık filtre yatırımı yapıldı. Bünyesine Trabzon Çimento’yu kattıktan sonra daha güvenle yoluna devam eden Aşkale Çimento, 2006′da 27 milyon euroluk kapasite artırımı yatırımına start verdi. 2008 yılına gelindiğinde Aşkale Çimento ve Trabzon Çimento’nun toplam üretimi 1.5 milyon tona, üretim kapasitesi ise 3.5 milyon tona ulaştı.
İş hayatında “gözü karartmanın” meyvelerini kısa sürede toplamaya başlayan Aşkale Çimento, 2007 yılında Türkiye’nin en çok vergi ödeyen 100 firmasından biri oldu. Yine aynı yıl Anadolu Kaplanları içinde “İhracat Şampiyonu” seçilen şirket, İSO’nun “En büyük 500 Şirket” sıralamasında ise 2008 yılında 296. sıraya oturdu.
 
Kriz vız geldi, 2 yeni fabrika yolda
Doğu ve Güneydoğu’daki pazar payını yüzde 40′a çıkaran Aşkale Çimento, küresel krizin hem iç hem dış pazarda yarattığı talep darlığına rağmen, yeni yatırım yapmakta kararlı. Şirket, Erzincan ve Gümüşhane’de de iki yeni çimento fabrikası kurmak üzere kolları sıvadı. Toplam 38 milyon dolara mal olacak ve nisan ayı sonunda faaliyete geçecek bu iki fabrika ile işsizlikten kıvranan doğu kentlerindeki gençlere bir nebze olsun umut aşılamak istediklerini vurgulayan Lütfü Yücelik, “Bölgede ve Türkiye’de, Aşkale Çimento bir güç haline geldi. Bu ve benzeri girişimlerimiz, kapasite artırımlılarımız, yatırımlarımız ihracata yönelmemizde güçlü bir dayanak olacak. Aynı zamanda daha fazla üretim, daha fazla, istihdam ve daha fazla katma değer imkânı bulacağız. İlk etapta iki fabrikada toplam 200 kişiyi istihdam edeceğiz. Yakın zamanda Van ve Iğdır civarlarında da yeni yatırım planlıyoruz” diye konuşuyor.
 
Yeni teşvik politikası gerekli
Yücelik’e “Peki ya kriz? Hiç mi endişeniz yok?” diye soracak oluyoruz. “Biz buralarda zaten kriz dışında bir yaşam bilmiyoruz ki… Bu da diğer krizler gibi geçecektir elbet” diyor Yücelik ve ekliyor: “Bu dönemde hepimiz kenetlenmeli ve daha çok çalışmalıyız. Herşeye rağmen ihracat rakamlarımızı artırmalıyız. İç pazarı canlandırmalı ve birbirimize moral vermeliyiz. Birçoğu teşviklerle ayakta kalmaya çalışan doğulu tüccar ve sanayici krizin etkisiyle iyice sarsıldı. Biz asla ayrıcalık istemiyoruz. Ama doğudaki esnaf krizin ötesinde sorunlar yaşıyor. Mevcut teşvik sisteminin, doğuya özel hale getirilmesini istiyoruz.”
 
Çimento sektöründe
binden fazla şirket var
1980′li yıllardan itibaren ciddi gelişme kaydeden yapı malzemeleri sektörü, son yıllarda konut sektöründe yaşanan canlılık ile birlikte büyük ivme kazandı. Sektör başta çimento ve seramik olmak üzere seramik, prefabrik beton, tuğla ve kiremit üretimi üzerinde yoğunlaşıyor. Şu anda bu alanlarda faaliyette bulunan şirket sayısı binin üzerinde. Türkiye yıllık 50 milyon tonluk çimento üretimi ile dünyada yedinci, Avrupa’da ise üçüncü sırada bulunuyor. Sektörün imalat sanayi içindeki payı da yüzde 5,7 düzeyinde. Hazır beton üretimi ise her geçen yıl artan bir ilgi ile büyüyor. 2003-2007 arasında yüzde 175 artan hazır beton üretimi, sektördeki çalışan sayısında da yüzde 17 artışa yol açtı. Türkiye, hazır betonda İspanya ve İtalya’nın ardından dünyanın üçüncü büyük üreticisi konumunda, yıllık üretim 74 milyon metreküp.
 
 
NASIL HIZLI BALIK OLDU?
·         Şirket yönetiminde kolektif bilinci hakim kıldı.
·         Kriz dönemlerinde üretimden ve yatırımdan vazgeçmedi.
·         Bölgesindeki işsizliğe karşı savaş açtı.
·         Çevreye ve insan sağlığına duyarlı hareket etti.
 
 
Rakamlarla Aşkale Çimento:
·         Klinker üretim kapasitesi 2 milyon ton/yıl.
·         Çimento üretim kapasitesi 3.5 milyon ton/yıl.
·         Hazır beton üretim kapasitesi 540 metreküp/saat.
·         15 yılda ödenen enerji bedeli 62 milyon dolar.
·         15 yılda ödenen toplam vergi 47 milyon dolar.
·         Fabrikaya giren kamyon sayısı 100 bin adet/yıl.
·         15 yılda üretilen çimento miktarı 8.2 milyon ton.
·         15 yıllık yatırım bedeli 200 milyon dolar.
·         Dağıtılan temettü 36 milyon dolar.
·         Çalışan sayısı 1010.
 
 
 
REFERANS  23/04/2009
Koyun etinin fiyatı 4 ayda yüzde 80 oranında arttı
Koyun eti fiyatları 4 ay içerisinde ortalama yüzde 80 oranında arttı. Kilosu 15 liradan satılan kemiksiz koyun eti 25 liraya, canlı koyunun kilosu ise 4.5 liradan 8 liraya yükseldi. Sakatat olarak adlandırılan ciğer, yürek, kelle, paça, işkembe, mumbar, beyin, kokoreç fiyatları da yüzde 60 ile 80 oranında yükseldi.
Kayseri Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve pastırma sucuk üreticisi Şaban Ünlü, koyun üretiminin azalması sonucu fiyatların yükseldiğini, küçük kuzu kesiminin de fiyat artışını tetikleyeceğini ifade etti. Şaban Ünlü, önceki yıl koyun fiyatlarının düşük olması nedeniyle dişi koyunların beslenmesi yerine kesilmesinin tercih edildiğini, bunun sonucu olarak koyun sayısının giderek azaldığını belirtti. Ünlü, kuzuların doğumuyla birlikte koyun sayısının artmasının, dolayısıyla fiyatların düşmesinin beklendiğini, ancak 1 veya 2 aylık süt kuzularının bile talebin fazla olması nedeniyle kesilmeye başlandığını belirterek, “Hükümetin bu konuda acil önlem almasını istiyoruz” dedi.
Koyun eti fiyatları 4 ay içerisinde ortalama yüzde 80 oranında arttı. Kilosu 15 liradan satılan kemiksiz koyun eti 25 liraya, canlı koyunun kilosu ise…
( KB)
 
REFERANS  23/04/2009
Pamuk üreticisinden hükümete acil çağrı
Pamuk üreticilerini temsil eden oda, borsa ve birlikler, hükümete “acil çağrı” yaparak, pamuk ekimi öncesi 2008 yılı primlerinin ödenmesini istedi.
İzmir, Aydın, Denizli, Söke, Manisa, Nazilli ve Akhisar Ticaret Borsaları, Bergama ve Söke Ziraat Odaları, Ege Çiftçiler Derneği, Ulusal Pamuk Konseyi, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği, Ege Bölgesi pamuk ve tekstil üreticisinin sıkıntılarının aktarılması ve pamuk üretiminin teşvik edilmesi amacıyla ortak bildiri yayımladı. Düzenlenen basın toplantısında “Pamuk Üretimi ve Tekstil-Konfeksiyon Sektörü İçin Hükümete Acil Çağrı” başlığıyla hazırlanan 6 maddelik bildiriyi okuyan İzmir Ticaret Borsası Başkan Yardımcısı Barış Kocagöz, 2009 yılı prim miktarının ekim döneminden önce açıklanmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirdiklerini, ancak henüz 2008 yılı primlerinin ödenmediğini söyledi.
 
Üretim yüzde 50 düştü
2008 yılı ürünü prim miktarında yapılan yüzde 10 kesintinin iptal edilerek pamuk ekimlerinden önce ödenmesini istediklerini belirten Kocagöz, 42 krş/kg olarak belirlenen 2009 yılı prim miktarının 55 krş/kg’a yükseltilmesi gerektiğini ifade etti.
Kocagöz, maliyetler, tekstil sektörünün durumu ve üretim göz önüne alındığında pamukta “üretim denklemi”nin tutmadığını, son 6 yılda pamuk üretiminin yüzde 50 azalarak 950 bin tonlardan 450-500 bin tonlara gerilediğini dile getirdi. Pamuk ekiminin 1 hafta-10 gün sonra başlayıp 15 Mayıs’ta sona ereceğini hatırlatan Kocagöz, “Bu nedenle Ankara’ya bu acil çağrıyı yapma zorunluluğu doğmuştur” dedi.
 
SEKTÖRÜN TALEPLERİ
* Mazot ve gübre gibi girdi destek katsayıları yeniden düzenlensin.
* Mazot ve gübre fiyatları üzerindeki ÖTV ve KDV yüzde 1′e indirilsin.
* Pamuk satışına getirilen yüzde 8 KDV yüzde 1′e düşürülsün.
* Kredi takibine düşen üreticilerin borçları yeniden yapılandırılsın.
Pamuk üreticilerini temsil eden oda, borsa ve birlikler, hükümete “acil çağrı” yaparak, pamuk ekimi öncesi 2008 yılı primlerinin ödenmesini istedi. İz…
( KB)
 
 
REFERANS  23/04/2009
Hububatta yüksek rekolte düşük fiyat endişesi yarattı
Hububatta 35 milyon tonluk rekor üretim beklentisi yüzleri güldürürken, bazı kaygıları da beraberinde getirdi. Çiftçiyi, ‘Yüksek rekolte hububat fiyatını düşürebilir’ endişesi sardı.
 
Yağışların iyi gitmesi nedeniyle hububatta bu yıl 35 milyon tona yakın bir rekolte bekleniyor. Ancak yüksek rekolteye bağlı olarak fiyatların gerileme ihtimali gübre ve tohumu pahalı alarak ekim yapan çiftçileri endişelendiriyor. Konya Ticaret Borsası Meclis Üyesi Mehmet Kara, fiyatların dengede kalması için Toprak Mahsülleri Ofisi’nin (TMO) piyasaya zamanında müdahale etmesi gerektiğini söylerken, Konya Ziraat Odası Başkanı Hasan Hüseyin Motuk ise ithalatın durdurulması gerektiğini ifade etti.
Kara, çiftçinin fiyat konusunda sıkıntı yaşamaması için TMO’nun hasat dönemi başlar başlamaz fiyat belirleyip alım yapması gerektiğini belirtti. Geçen yıl kuraklığa karşın fiyatların gerilediğine dikkat çeken Kara, TMO’nun regülasyon görevini satın alma, depolama ve satışla yapması gerektiğini anlattı. Daha önce TMO’nun yüksek enflasyondan dolayı rahat hareket ettiğini kaydeden Kara, “Şimdi ekonomik koşullar değiştiği için TMO eski politikalarını değiştirerek bugünün koşullarına göre yeni düzenlemeler getirmeli” dedi.
 
İthalat fiyatları düşürüyor
Çeşidine göre buğdayın kilogram fiyatının 42-55 kuruş aralığında olduğu bilgisini veren Kara, son aylarda makarnalık buğdayın fiyatının 85 kuruştan 50 kuruşa, ekmeklik buğdayın fiyatının ise 65′ten 45 kuruşa düştüğünü ifade etti. Fiyat gerilemesinin en önemli sebeplerinden birinin DİR (dahilde işleme rejimi) kapsamında ithal edilen hububat olduğunu aktaran Kara, şu değerlendirmede bulundu: “Olayı yalnız buğday olarak değerlendirirsek doğru neticeye varamayız. Dışarıdan kepek, mısır gibi hammaddeler de geliyor. Bu yıl Türkiye’nin toplam hububat üretimi 35 milyon ton civarında olacak. Bu bizim hem hayvan yemi hem de ekmeklik ihtiyacımızı karşılar. TMO devreye girerse piyasaya kendiliğinden düzelir. Yoksa endişe içinde insanlar ellerindeki malı çıkarmaya çalışırlar. Çiftçi zarar eder.”
Hükümetin dışarıdan buğday alımını yasaklayıp ürün kalitesinin artırılması için uğraşması gerektiğini belirten Ziraat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Hasan Hüseyin Motuk da, yetiştirilen buğdayın yüzde 70′inin kalitesinin düşük olduğunu öne sürdü.
 
Fiyat maliyetleri karşılamaz
Fiyatların şu anda dip yaptığını belirten Şanlıurfa Ticaret Borsası Genel Sekreteri Mehmet Durmuş, mevcut durumun çiftçinin üretim maliyetlerini karşılamayacağına dikkat çekti. Buğday fiyatının düşük olmasının yeni mahsul için çiftçiyi endişelendirdiğini dile getiren Lüleburgaz Ziraat Odası Başkanı Mehmet Seven ise çiftçinin geçen yıl buğdayın kilogramını 48-50 kuruştan sattığını, bu yıl ise fiyatın 43 kuruşa gerilediğini anlattı. Buğdayın satış fiyatının geçen yılki fiyatın altında olduğunu belirten Seven, “Buğdayı ekerken gübrenin tonunu vadeli olarak bin 350 TL’den aldık. Ekimden 2 ay sonra ise gübrenin tonu yarı yarıya düşerek 650 TL oldu. Çiftçinin kullandığı gübre ile istenildiği gibi oynanıyor. Çiftçi krizin de etkisiyle her geçen gün daha güç duruma düşüyor” şeklinde konuştu.
 
 
KURAKLIK GEÇEN YIL ÜRETİMİ DÜŞÜRDÜ
Tarımsal üretimin yarısından fazlasını oluşturan hububatta 2008′de kuraklık nedeniyle beklenen üretim rakamları yakalanamadı. TÜİK rakamlarına göre 2007 yılında 29 milyon 256 bin ton olan toplam üretim 2008′de yüzde 0,2 artış ile 29 milyon 311 bin tona çıktı. 2007′de 17 milyon 234 bin ton olan buğday üretiminin ise 2008′de yüzde 3,4 artışla 17 milyon 821 bin tona, mısır üretiminin de yüzde 18,4 artış ile 3,5 milyon tondan 4 milyon 185 bin tona çıktığı tahmin ediliyor. 2006 yılında 9 milyon 551 bin ton ile rekor düzeyde gerçekleşen arpa üretimi 2008′de hızla geriledi. 2007′de 7 milyon 306 bin tona düşen arpa üretimi, 2008′de yüzde 18,4 azalma ile 5 milyon 959 bin tona kadar geriledi.
 
REFERANS  23/04/2009
 
 
Visa’nın Avrupa’daki işlem adedi yüzde 9 arttı

İşlem adedi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9 oranında artarak, 1,49 milyardan 1,62 milyara yükseldi
 Visa markalı kartların Avrupa’daki işlem adedinin yüzde 9 oranında arttığı bildirildi.
Visa Europe’den yapılan açıklamada, 1 Ocak–31 Mart 2009 döneminde Avrupa’da Visa markalı banka ve kredi kartların işlem adedinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9 oranında artarak, 1,49 milyardan 1,62 milyara yükseldiği belirtildi.
Açıklamada, 2009 yılının ilk çeyreğinde gerçekleştirilen tüm Visa Europe işlemlerinin değerinin ise 2008 yılının aynı dönemine göre yüzde 2 oranında arttığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:
“Verilere göre, kart kullanımındaki en yüksek artış yüzde 36 ile elektrik, gaz, su ve sağlık hizmetleri ödemelerinde gerçekleşirken, restoranlarda kartlarla yapılan işlemler yüzde 16, süpermarketler ve diğer gıda mağazalarında ise yüzde 13 oranında arttı.
Online yapılan işlemler 2009 yılında güçlü büyümesini sürdürerek yüzde 26 gibi önemli bir oranda artış kaydetti. Banka kartları ile yapılan işlemler ise yüzde 14′lük bir oranla oldukça güçlü bir artış gösterdi.”
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Visa Europe Ticari Direktörü Dr. Steve Perry, “Birçok Avrupa ülkesinde ekonomik durgunluktan dolayı tüketicilerin harcamalarında yaşanan düşüş, kartlarla yapılan işlem değerlerinin de azalmasına neden oldu. Kullanım adedinde güçlü büyümenin devam etmesi ise tüketicilerin yaptıkları işlem sayısının artışının bir göstergesi. Alışverişte kart kullanımının nakite oranla daha güvenli ve pratik bir ödeme aracı olduğunu anlayan tüketiciler ise kartla daha rahat harcama yapıyor” ifadelerini kullandı.
DÜNYA  23/04/2009
 
 
Erdemir: Mamul fiyatları gerilemeye devam ediyor

ERDEMİR Genel Müdürü Özgen, tonu 1200 dolar seviyesinde olan mamul fiyatlarının, 400 dolar seviyelerine kadar gerilediğini söyledi
Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde kurulu Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları (ERDEMİR) TAŞ Genel Müdürü Oğuz Özgen, kriz dönemi başlarında tonu 1200 dolar seviyesinde olan mamul fiyatlarının, 400 dolar seviyelerine kadar gerilediğini, gerilemeye de devam ettiğini bildirdi.
Özgen, ERDEMİR çalışanlarına yönelik yayımladığı genelgede, şu anda dünyanın son yüzyılın en büyük ekonomik krizi ile karşı karşıya kaldığını, ABD’de başlayan ve önce finans sektörünü vuran krizin dalga dalga reel sektörü de etkisi altına aldığı belirtti.
Türkiye’de 2008′in üçüncü çeyreğinden itibaren de dalga dalga hissedilen krizin eylül-ekim aylarından itibaren sanayiyi de etkisi altına aldığını anlatan Özgen, şunları kaydetti:
“Otomotiv sektörü başta olmak üzere beyaz eşya, boru, makine ve teçhizat sektörlerini tam olarak etkilemiştir. Müşterilerimiz olan bu sektördeki daralma şirketimize de yansımıştır. Kriz dönemi başlarında tonu 1200 dolar seviyesinde olan mamul fiyatlarımız, 400 dolar seviyelerine kadar gerilemiş olup, gerilemeye de devam etmektedir.
Ülkemizdeki birçok işletme krize karşı üretimlerini durdurmuş, toplu işçi çıkarma ve benzeri tasarruf tedbirlerini uygulamaya başlamıştır. Ülkemiz yüzde 15,5 ile işsizlikte dünya rekoru kırmış ve maalesef bu konuda 1. sırada bulunmaktadır. Bir yılda 1 milyon 59 bin kişi işsizler ordusuna katılmıştır. ERDEMİR de gerekli tasarruf tedbirlerini uygulamaya koymuştur. Ancak, şirketimiz krizin başladığı ekim ayından bu yana 6,5 aydır eleman çıkarmayı gündeme getirmemiş, bunun yerine maliyetlerin düşürülmesi ve krizden çıkışımızı sağlayacak diğer alternatif önlemleri hayata geçirmeyi tercih etmiştir.”
Bu bağlamda, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizdeki demir çelik sektöründe de gittikçe genişleyen, derinleşen ve süresi kestirilemeyen genel ekonomik krizin oluşturduğu zararların etkilerinin şirketimiz açısından en alt düzeye indirilmesine yönelik olarak; ERDEMİR TAŞ’de ve en önemli iştiraki İskenderun Demir ve Çelik Fabrikaları AŞ’de, alınan ve alınmakta olan tüm önlemlerin yanı sıra toplu iş sözleşmelerinin tarafı işçi sendikaları ile işverenler arasında yaşanılmakta olan koşullar çerçevesinde, sizlerden gelen çözüm önerileri de dikkate alınarak, toplu iş sözleşmesinin bazı maddelerinin 16 aylık süre için tadil edilmesi konusunda anlaşma sağlanmıştır.”
DÜNYA  23/04/2009
 
AB Volvo, 1543 personeli işten çıkaracak

AB Volvo, ağır vasıtalara olan talebin düşmesi nedeniyle İsveç’te 1543 personeli işten çıkaracak
İsveçli kamyon üreticisi AB Volvo, ağır vasıtalara olan talebin düşmesi nedeniyle maliyeti kısmak için İsveç’te 1543 personeli işten çıkaracak.
Gotebörg merkezli AB Volvo, istihdam azaltmadan toplam 1543 personelin etkileneceğini, küresel krizin inşaat ekipmanları ve motor birimlerindeki işleri de etkilediğini açıkladı.
Volvo sözcüsü Stefan Johnsson, işten çıkarmalarla ilgili olarak sendika temsilcileriyle görüşmelerin başladığını söyledi. Küresel kriz yüzünden geçen yıl binlerce çalışanı işten çıkaran şirket, kamyonun yanı sıra otobüs ve uçak motoru malzemesi yapıyor.
AB Volvo, ABD’li otomotiv şirketi Ford’un sahibi olduğu Volvo Cars şirketinden ayrı bir şirket.
DÜNYA  23/04/2009
Mektup krizini Türk Arap Bankası çözecek
Libya’daki Türk müteahhitlerin teminat mektubu sıkıntısının, ortakları arasında İş Bankası’nın da bulunduğu Arap-Türk Bankası aracılığıyla aşılması planlanıyor..
Türkiye ile Libya arasında yıllardır devam eden teminat mektubu sorununun çözümü için ilk adım atıldı. Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, 200 işadamıyla çıkarma yaptığı Libya’da Maliye Bakanı Abdulhafiz Zlitni’nin teminat mektuplarının Arap Türk Bankası üzerinden alınmasını teklif ettiğini söyledi. Geçmişte yaşanan sorunlar nedeniyle Türk bankalarının teminat mektubunu kabul etmeyen Libya, sermayesi artırılacak Arap- Türk Bankası’ndan gelecek mektuplara vize verecek. Arap Türk Bankası’nda, Libya devletinin yüzde 57, İş Bankası’nın yüzde 43′lük payı bulunuyor. Türk müteahhitler, Libya’dan 2007 yılında 5 milyar dolarlık iş aldı. Rakam, 2008 yılında 2.2 milyar dolara geriledi. Bakan Tüzmen, İdari Merkezlerin Kalkınması ve Geliştirilmesi Teşkilatı Başkanı Ali İbrahim Dubeyba ile de görüştü. Dubeyba, 2009 yılında 20 milyar dolarlık yatırım yapacaklarını belirterek, Türk şirketlere kapılarının her zaman açık olduğunu söyledi.
 
SABAH  24/04/2009
Credit Suisse’den şaşkınlık yaratan kâr
İsviçreli Credit Suisse, 2009′un ilk üç ayında beklentilerin oldukça üzerinde bir kâr açıklayarak yatırımcıları şaşırttı. Vergiler düşüldükten sonra 2 milyar İsviçre Frangı (1.7 milyar $) kâr elde ettiğini açıklayan banka yönetiminin bu başarısı bir diğer İsviçreli finans devi UBS’yi oldukça üzdü. Zira UBS geçen hafta 1.75 milyar dolar zarar açıklamıştı.
 
SABAH  23/04/2009
İş makinesi yüzde 50 daraldı, umudu KDV indirimine bağladı
İMDER Yönetim Kurulu Başkanı Rızanur Meral, iş makineleri sektörünün yüzde 8’e indirilen KDV’nin ’3 aylık süre için yüzde 1’e inmesi’ talebini dile getirirken, alış-satış arasında ortaya çıkan yüzde 10 KDV farkını da devletin vermesi gerektiğini savundu.

SATIŞLARIN çoğunlukla leasing ile yapıldığı iş makineleri sektöründe bazı ürünlerde yüzde 18’den yüzde 8’e inen KDV oranları sektörün beklentilerini karşılamaya yetmedi. İş Makineleri Distribütörleri ve İmalatçıları Derneği (İMDER) Yönetim Kurulu Başkanı Rızanur Meral, 2008 ve 2009 yıllarında kriz nedeniyle sektörün yüzde 50 oranında daraldığını kaydederek, taleplerini ’KDV’nin 3 aylığına yüzde 1’e indirilmesi’ olarak iletti.

Yüzde 8 KDV yetmedi

Paris’teki Intermat 2009 Fuarı’nda, sorularımızı yanıtlayan Rızanur Meral, krizin iş makineleri sektörüne olan olumsuz etkilerini anlatırken, hükümetten bazı alanlarda anlayış ve yardım beklediklerini kaydetti. “Bir ara kapımızı çalan yoktu. Firmalar yeni yeni fiyat sormaya başladı” diyen Meral, alımların ise KDV indirimi beklentisiyle ertelendiğini anlattı. Meral, hükümetin iş makinalürıyla ilgili olarak KDV’yi yüzde 18’den 8’e indirdiğini ancak bunun sektörü tetiklemediğini vurguladı.

3 aylık indirim yeter

“Üç aylık süre için KDV’nin yüzde 1’e inmesini talep ediyoruz” diyen Meral, şöyle konuştu: “3 ay için böyle bir fırsat gerekli. Piyasada likiditenin dönmeye ihtiyacı var. Aynı bölgedeki hafriyat şirketlerinden biri makinesini değiştirse bile bu olumlu etki yapar. Onun değiştirdiğini gören ve geride kalmak istemeyen rakip firmalar da değiştirir ve bu da pazara hareketlilik getirir.”

Yerli sanayicinin bu dönemde daha çok desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Meral, bir başka talebi de şöyle aktardı: “Firmalar tüm girdileri yüzde 18 KDV ile satın alınıyor. Meydana gelen son ürün ise yüzde 8 KDV ile satılıyor. Her üründe yüzde 10’luk KDV birikmesi söz konusu. Biriken KDV’nin devletten alınması gerekiyor ama alamıyoruz. İhraç amaçlı ürünlerde KDV geri alınıyor ama bunda da aksamalar oluyor.”

Tek umut Kuzey Afrika

Dünya genelinde de büyük bir daralma yaşandığına da değinen Meral, şunları söyledi: “İspanya’da yüzde 90, Rusya’da yüzde 95 daralma yaşanıyor. Şu anda sektör için Kuzey Afrika dışında ihracat yapılabilecek bir bölge yok. Sektörün beklentisi 2010’un ikinci çeyrekten itibaren düzelme bekliyor.”

Avrupa’da yenileme Türkiye’de tamir ucuz

TÜRKİYE’de pazarda 80 bin iş makinesinin bulunduğunu kaydeden Rızanur Meral bu makinelerin 40 bininin çalışır durumda olduğunu, ancak Amerika’daki 400 bin, İtalya’da 350 bin makine ile karşılaştırınca makine parkının son derece küçük olduğunu belirtti. Türkiye’de makinelerin kullanım süresi daha önce 30 yıla kadar çıkabildiğini, ekonomik gelişmeyle önce 20, sonra 15 yıla düştüğünü söylerken, Avrupa’da ise makine ömrünün 7-10 yıl arasında olduğuna dikkat çekti. Meral, bu farkı da