Borsada 36 binler görülebilir mi?
Piyasalarda sular durulmuyor. Faiz dün son 17 ayın zirvesine
çıktı. Borsa kritik bir seviye olarak gösterilen 39 bin seviyesinin altına sarktı. Dolar ise 1,2100 – 1,2500 YTL bandına sıkıştı.
bigpara.com
Bütün bu gelişmeler yatırımcıları fazlasıyla tedirgin ediyor. Özellikle yaz aylarına ilişkin yatırımcılarda ciddi tedirginlik hakim. Borsa nasıl bir seyir izler? Dolarda ve faizde yön neresi? Şu an için yatırımcıların kafasındaki temel sorular bunlar…
Piyasalının usta uzmanlarından A Yatırım Vadeli işlemler Müdürü Nuri Sevgen ile yatırımcıların kafasındaki bu soruların cevabını almaya çalıştık..
İşte Sevgen’in piyasalarda özellikle yaz dönemine ilişkin beklentileri:
Bigpara: Piyasalardaki son gelişmeler biraz ilginç hale geldi. Global krizin sonuna mı geldik derken, ardından Türkiye’de bir siyasal kriz öncesi parti kapatılmasıyla başlayan bir süreç geldi. Arkasından petrolün 139 dolara varması… Nasıl görüyorsunuz son gelişmeleri?
N. SEVGEN: Aslında son durumun biraz daha gerilerine gitmek lazım. Çünkü şu aşamada sıkıntı her ne kadar siyasal gözükse de aslında her şeyin dayandığı temel parasal teoremden kaynaklanıyor. Çünkü dünyada şu an da Amerikan doları bir güç olmaktan, ya da rezerv para olmaktan çıkması ve başka bir paranın rezerv para olması tehdidiyle karşı karşıya Amerikan Ekonomisi. Bu para da euro.
METNİN TAMAMINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN…
Özellikle Trichet’in açıklamaları, faizleri düşürmemesi hatta yükseltme yönüne gitmesi Merkez Bankaları’nın mesela 100 dolarlık bir petrol almak için Amerikan Merkez Bankası sadece belki 1 dolar bile maliyeti olmayan banknot basarak bunu alabiliyor. Malı üreterek bundan bir gelir elde etmeden yapma çabasıdır bu. Özellikle İran baskısı burada çok önemli. Çünkü İran, petrolünün yüzde 75’den fazlasını euro ile tutuyor. Bu da İran’ı bir tehdit olarak Amerika’nın karşısına çıkarıyor.
Bu tehdit algılaması petrol fiyatlarının önemli şekilde çıkmasına sebep oluyor. İkincisi, Amerikan Doları uzun süredir para arzını açıklamıyor. Bu da açıklamadığı için Amerikan dolarının ne kadar arzı olduğunu bilinmiyor. Bu para arzı doğal olarak dünyanın neredeyse tamamına yakını dolarla fiyatlandığı için değer kazanmasına neden oluyor. Bu da dünyada global bir sıkıntı yaratıyor. Zaten dünyada şu anda mortgage kredi olarak başlayan sürecin asıl ana yapısı bu. Çünkü dünyada büyük bir likidite vardı bu sebepten dolayı.
Doğal olarak bunların zarar yapması öncelikle siyasal kriz olarak kendini gösterdi ama arkasında ekonomiye yansıyacak. 2007 senesinde Amerika’da 850 bin kişinin evine el konuldu. Bu sene 3,5 milyon kişinin evine el konulması bekleniyor. Amerika’nın nüfusu 380 milyon bilindiği gibi. Çok yüksek bir rakam bu. Bu rakam da doğal olarak yüzde 1’e tekabül ediyor. Bu da dünyada ve Amerikan Ekonomisi’ndeki sıkıntının genel kaynağı. FED’ de bunu çok iyi biliyor. Çünkü faizleri düşürünce Amerikan Doları’nın değer kaybedeceğini biliyordu.
Ancak Amerikan Ekonomisi’nin en önemli özelliği bilindiği gibi tasarruf meyili en negatif olan ülke. Yani insanlar kazandıklarını daha fazla tüketen bir ekonomiye sahip. Bu da doğal olarak Amerikan Ekonomisi’nin ciddi sıkıntı içerisine düşmesine neden oluyor. Amerika, enflasyon, büyüme, derken büyümeyi ön plana aldı. Ama son FED’in açıklamaları artık enflasyonunda ön plana çıkması gerektiğini hissettiriyor. Çünkü petrolün yükselmesi Amerika’ya da ciddi sıkıntılar yaratmaya başladı.
Bigpara: Siz demiştiniz ki “Petrol bu kadar yüksek, Türkiye bunu hiç umursamıyor. Türkiye’de piyasalar çok iyi gibi bir hava veriliyor ” acaba bir yandan da az önce söylediğiniz enflasyonla ilgili, özellikle bu gelişmekte olan piyasalarda enflasyon artışının yeniden hortlayacağı noktasında bir takım görüşler var dünyada. O konuda da görüşlerinizi alabilir miyiz?
N. SEVGEN: Yılbaşından beri petrolün değer artışı yüzde 50’leri geçmiş durumda. Ancak akaryakıta yapılan zamlar yüzde 20’leri bile bulmadı. Bunlar bir şekilde enflasyona yedirilecek.
Elektrik zammı vs. olarak. Bu da enflasyonu yüzde 9.75 Merkez Bankası hedefinin ki piyasa yüzde 12 bekliyor. Yüzde 12’nin bile tutmayacağı, üzeri bir enflasyonun 18’lere çıkabileceği endişesini oluşturuyor. Yüzde 18 enflasyon dediğimiz zaman da yüzde 10 ortalamalarda reel faiz vermiş bir ülke ki yüzde 8 diyelim biz buna, yüzde 26’lık bir yıllık faiz ortaya çıkması gerekir. Demek ki daha önümüzde yükselme eğiliminde olan bir faiz süreci var.
Faizin yükselmesi demek ekonominin faiz kullandığı için, yatırımların faiz yönünde borçlarını büyüttüğü için ekonomi bir sıkıntı anlamı yaşıyor. Faiz yükseldiği zaman tasarruf meyili artar, insanlar biraz tasarrufa giderler. Doğal olarak ekonomik hareket yerine rantiye hareketliliği başlar. Bu da faizin yükselmesi, özellikle borsada işlem gören hisse senetlerinde borcu olan firmalar için sıkıntı yaratıyor.
